İçeriklerin Başlangıcı buradan.

Links Alo Haber

Bu bloglara bir göz atın

Links Alo Haber

Bu bloglara bir göz atın

LİNK 2 Alo Haber

Enteresan haber notları inginç içerikler.

LİNK 3 Alo Haber

Güncel Blog.

LİNK 4 Alo Haber

Haberin hası As Haberler

LİNK 5 Alo Haber

Habere Zum yap MedyaZum

LİNK 6 BİKİNİ TANGA

Pınar Altuğ Bikini de giyerim Tanga da

LİNK 7 EN GÜZELLER

Bilime göre dünyanın en güzel 10 kadını

LİNK 8 EN İYİLER

En iyi gizli kamera şakaları

LİNK 9 MELEZ GÜZELLER

Melez Türk güzeller

LİNK 10 BİKİNİLİ GÜZELLER

Bikinili güzel Ünlüler

ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seçim sonrası doların ateşi düştü

Analistlere göre, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, seçim belirsizliğinin ortadan kalkması ve Moody's'in de Türkiye notunda bir güncelleme yapmaması, piyasalardaki gerilimi de azalttı. Moody's Türkiye'nin Baa3 düzeyinde olan "negatif" görünümlü kredi notunu güncellemedi.

Dolar, 2.1880 lira ile geçen Mart ayından bu yana bu yana çıktığı en yüksek düzeyden, bu sabah saatlerinde 2.1365 liraya kadar çekildi. Ancak daha sonra gelen alımlarla 2.14 liranın üzerine çıkan dolar, 2.1430 - 2.1450 lira arasında hareket etmeye başladı.

Avrupa para birimi Euro da, seçim öncesi çıktığı 2.92 lira düzeylerinden 2.86 liraya kadar gevşedikten sonra, biraz toparlanarak 2.87 liranın üzerine döndü. Yarı yarıya dolar ve Euro'dan oluşan döviz sepeti de, 2.55 lira düzeylerinden 2.50'nin de altına geriledikten sonra, yeniden bu düzeyi aştı.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi oluşan belirsizlik ve uluslararası kredi derecelendirme şirketi Moody's'ten "negatif" beklentilerle 2.1880 liraya kadar tırmanan dolar, seçim sonrası ilk işlemlere 2.14 liranın altında başladı.

Analistlere göre, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, seçim belirsizliğinin ortadan kalkması ve Moody's'in de Türkiye notunda bir güncelleme yapmaması, piyasalardaki gerilimi de azalttı. Moody's Türkiye'nin Baa3 düzeyinde olan "negatif" görünümlü kredi notunu güncellemedi.

Dolar, 2.1880 lira ile geçen Mart ayından bu yana bu yana çıktığı en yüksek düzeyden, bu sabah saatlerinde 2.1365 liraya kadar çekildi. Ancak daha sonra gelen alımlarla 2.14 liranın üzerine çıkan dolar, 2.1430 - 2.1450 lira arasında hareket etmeye başladı.

Avrupa para birimi Euro da, seçim öncesi çıktığı 2.92 lira düzeylerinden 2.86 liraya kadar gevşedikten sonra, biraz toparlanarak 2.87 liranın üzerine döndü. Yarı yarıya dolar ve Euro'dan oluşan döviz sepeti de, 2.55 lira düzeylerinden 2.50'nin de altına geriledikten sonra, yeniden bu düzeyi aştı.
Read More...

Fitch: Siyasi risk hala yüksek

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen Türkiye'de siyasi riskin hala yüksek olduğunu belirtti. Kuruluş, siyasi riskin not için kırılganlık olarak kalmaya devam edeceğini kaydetti.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında ilk değerlendirme geldi.

Kuruluş, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen Türkiye'de siyasi riskin hâlâ yüksek olduğunu belirtti.

Fitch, seçimlerin sonucunun seçmenin büyük bölümünün Erdoğan'ı desteklediğini teyit ettiğini ifade etti.
Read More...

AKP döneminde İsrail ile ticaret rekora koşuyor

Türkiye ile İsrail arasında 4 yıl önce 3 milyar dolar olan ticaret hacmi 2013’te rekor kırarak 5 milyar dolara ulaştı. İsrail Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’e göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi bu sene yeni rekorunu kıracak.

İsrail ’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki gösteren muhalefet partileri, hükümetin söylemlerinin tersine ticari alanda bu ülke ile ticari ilişkileri hızla artırdığına dikkat çekti.

"NEREDEYSE İSRAİL’E HARP İLAN ETTİK, OYSA GERÇEKLER GÖRÜNDÜĞÜNDEN BİR HAYLİ FARKLI"

TBMM’de dün basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, sabah akşam Gazze’yi ağzından düşürmeyenlerin, İsrail’e petrol akıtılmasına aracılık etmekten hiç rahatsızlık duymadığını söyledi. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da Meclis’teki toplantısında “Ateşli konuşmalara bakarsak neredeyse İsrail’e harp ilan ettik. Oysa gerçekler göründüğünden bir hayli farklı. 2002’de, yani AK Parti işbaşına geldiği yıl iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1,2 milyar dolar iken bu rakam 2013’te 4,8 milyar doları aşmıştır. Siz kimi kandırıyorsunuz? Gemicikleriniz İsrail limanlarında harıl harıl ticaret yapıyor. Kuzey Irak’tan Gazze’yi vuran uçaklara yakıt taşıyorsunuz.” dedi.

"TÜRKİYE İLE İSRAİL ARASINDA TİCARET GİDEREK BÜYÜYOR"

Rakamlar, muhalefet parti temsilcilerinin iddialarını doğrular nitelikte. Türkiye ile İsrail arasında ticaret giderek büyüyor. 2013 yılında ilk 6 ayda İsrail, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 24. ülke iken, bu sene en fazla ihracat yaptığı 17. ülke konumuna ulaştı. İhracatta 7 basamak birden yükselen İsrail’e ihracat artışı yüzde 23 olurken, İsrail’den yapılan ithalat artışı da dikkat çekti. İlk 5 aylık ithalat rakamları, geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında yüzde 27 artış sağladı. Bu, 974,7 milyon dolar olan 2013 ilk 5 aylık ithalatının bu yıl ilk 5 ayında 1,247 milyar dolara ulaştığı anlamına geliyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2008 yılında 3,4 milyar dolar iken, rakam 2010’da 3 milyar dolara, 2011 yılında 4,4 milyar dolara ulaşmıştı. Türkiye-İsrail ticaret hacmi, 2012’de yine 4 milyar doları aştı, 2013’te ise 5 milyar dolar olarak kaydedilen ticaret hacmi, İsrail Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’e göre bu sene yeni rekorunu kıracak.

"BU SENE YENİ REKOR KIRALABİLİR"

İsrail Ekonomi Bakanı Bennett, temmuzda Türkiye-İsrail ticaret hacmine değinerek, “2013’teki Türkiye-İsrail arasındaki ticaret rekorunun ardından 4 ayda ihracatımız yüzde 25 artışla 949,2 milyon dolara ulaştı. Türkiye’den ithalat ise yüzde 21 arttı. Bu, 2013’te iki ülke ticaretinde kırılan rekorun bu sene tekrar kırılabileceğine işaret. Bunun için 2014’ün ilk üç ayındaki trendin devam etmesi yeterli.” açıklamasında bulunmuştu.

"İSRAİL’İN TÜRKİYE’YE İHRACATININ YÜZDE 70’İNİ KİMYASALLAR OLUŞTURUYOR"

Konu ile ilgili gazetecilere birçok kez açıklamada bulunan İsrail Ekonomi Bakanlığı Dış Ticaret Müdürü Ehud Cohen de Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkisinin hızlı geliştiğini, bunun Türkiye’nin İsrail’de yatırımını da teşvik ettiğini vurgulamıştı. Mayısta bazı Türk şirketleri yöneticilerinden oluşan delegasyon İsrail’deki bir konferansa katılmak için İsrail’e gitmişti. Burada ileri teknoloji konulu konuşmalar yapılmıştı. İsrail’in Türkiye’ye ihracatının yüzde 70’ini kimyasallar oluşturuyor. Bunların başında Oil Refineries ve Carmel Olefins şirketlerinden yapılan ithalat geliyor. Yüzde 9 oranında plastik ve lastik mamulleri ithalatı yapılıyor. Yüzde 6,5 oranında da elektrikli ekipmanların ithalatı yapılıyor. İsrail ise Türkiye’den çok çeşitli malzemeler alıyor. Plastik, lastik, mineral, tekstil, beton, seramik, cam makineleri ve otomotiv sektörü ile ilgili alım yapıyor.
Read More...

76 yıllık tatlıcıyı Lübnanlılar aldı

76 yıllık tatlıcıyı Lübnanlılar aldı
Türkiye çapında günlük pasta dağıtımı yapan tek firma olan Özsüt, Lübnan asıllı işadamı Mustafa Aşur’a satılıyor.

Türkiye çapında günlük pasta dağıtımı yapan tek firma olan Özsüt, Lübnan asıllı işadamı Mustafa Aşur’a satılıyor. Aşur’un sahibi oldu Infinity Invest Holding Anonim Şirketi, Özsüt’ün sahibi STG Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ni satın almak için Rekabet Kurulu’na başvurdu. Rekabet Kurulu’nun onay vermesi halinde İzmir’in 76 yılık markası el değiştirecek.

İzmirliler, 1938 yılında Kemeraltı’ndaki dükkanda Sefer Usta’nın yoğurt ve kaymağıyla ile tanıştı. 1980 yılına gelindiğinde Sefer Usta’nın oğlu İbrahim Urlulu liderliğinde Özsüt muhallebisi olarak büyüdü. İlk şubesi, kuruluşundan 53 yıl sonra İzmir Alsancak’ta açılan Özsüt, 1996 yılında altı farklı şubede müşterilerini ağırlamaya devam etti. 2002 yılında şube sayısını 50’ye çıkarmayı başaran marka, 2014 yılının Mayıs ayında Azerbeycan’ın Bakü şehrindeki şubesini açtı. Azerbeycan ve Türkiye’deki 44 şehirde bulunan 185 bayisi ile müşterilerine hizmet vermeye devam eden Özsüt, bugün 10 bin metrekarelik fabrika alanı ve bin 500 metrekarelik soğuk hava deposu ile 3 bin kişiye istihdam sağlıyor.

Türkiye çapında günlük pasta dağıtımı yapan tek firma olan Özsüt’ün ortakları, satış için Rekabet Kurulu’na başvurdu. Özsüt ortaklarının şirkete talip olan Infinity Invest Holding Anonim Şirketi’nin Sahibi Mustafa Aşur’la görüşmeye başladığı öğrenildi. Lübnan asıllı bir işadamı olan Aşur, Türkiye, Ortadoğu ve Karadeniz’in en büyük petrol depolama ve lojistik firmalarından biri olan Delta Petrol’ün de ortağı. Aşur’un eşi Işık Keçeci Aşur’un ise Amerikan kahve zinciri Starbucks’ı Türkiye’ye getiren Ortadoğulu Alshaya’nın Türkiye Genel Müdürü ve Caffe Nero Türkiye’nin ortağı olduğu öğrenildi.
Read More...

Dolar yine yükselişe geçti

Dolar son bir haftanın en yüksek seviyesini gördü serbest piyasada dolar 2.11'e kadar yükseldi.

Dün güne 2.09'un altında başlayan dolar 2.1072'ye kadar yükselerek, bir haftanın en yüksek seviyesini test etti. Dün günü 2.10'un hemen üzerinde tamamlayan dolar bu sabah serbest piyasada 2,1010 liradan güne başladı. Açılışın ardından 2,1120 liraya kadar yükselen dolar sonra 2,1109'dan alıcı buluyor.

Kapalıçarşı'da euro ise 2,8630 lira oldu
Read More...

Hilal Cebeci dış borcu basıp basıp ödeyecek.



Bir ülkenin masraf kalemleri arasında dış borçlar büyük önem taşır. 

Özellikle IMF gibi kuruluşlara olan borçların fazla olması ülkenin yatırımcılar için değeri belirleyen kalemler arasında önemli bir yer tutar. Tüm bu dış ve iç borçların ödenmesi insanların yaşam kalitesinen yatırımlarına kadar pek çok konuda belirleyicidir. İşte bu kadar önemli bir konuda fikrini belirten Hilal Cebeci dış borçları kapatmak için mizahi bir dille şu öneride bulunmuş…


Read More...

Emlak vergisini %15 az ödemenin yöntemi ne?

Emlak Vergisi'nin ilk taksidinin ödenme tarihinde sona doğru yaklaşılırken birçok ev sahibi katlanan vergi tutarından şikâyetçi. 

Emlak Vergisi iki ayrı değer göz önüne alınarak hesaplanıyor. Bunlardan ilki 4 yılda bir belirlenen arsa metrekare birim fiyatları. Bu değer 2014'te yeniden belirlendi ve birçok şehir ve ilçede yüzde 300'leri bulan artışlar nedeniyle mahkemelere taşınmaya başlandı. Takdir komisyonları tarafından belirlenen arsa bedelleri bu yıl mahkemeye götürülebiliyor. Çünkü önceki yıllarda komisyon kararlarına itiraz edilemiyordu. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulunca iptal etti. Böylece vatandaşların Emlak Vergisi'nin bir ayağına ilişkin mahkemeyolu açıldı.

Diğer ayak ise bina inşaat maliyeti. Bu maliyetleri Maliye Bakanlığı her yıl yenidenyayımlıyor. İşte yüksek belirlenen arsa bedelinden daha fazla ödenecek vergiyi deetkileyen ve gözden kaçan uygulama da burada başlıyor.

Belediyeler Maliye'nin cetveline göre binaların metrekaresini çarpıp verginin diğer ayağını belirliyor. Fakat belirlenecek maliyet 5 ayrı sınıfta toplanıyor. Lüks, 1, 2, 3 ve basit sınıf olarak. Belediyeler bu sınıfları şimdi ya müteahhitlerin bayanına göre ya da kendisi belirliyor. Vergiyifazla almak için de birim fiyatı fazla olan sınıfı seçiyor. Oysa belediyelerin belki de işine gelmediği için uygulamadığı ve binanın hangi sınıfta olduğunu düzenleyen yasal düzenlemelermevcut.

İlk olarak 1972 yılında çıkarılan Emlak Vergisi'ne Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük konuya el atmış. Bu tüzükte binalar 5 sınıfa ayrılarak bu sınıfların nasıl belirleneceği Maliye Bakanlığı'na bırakılıyor. Bakanlık da 15 Aralık 1983'te hangi yapınınlüks hangisinin birinci hangisinin ikinci sınıf olacağını belirlemiş. Örneğin binanın lüks sayılması için dış cephesi, mermer, çini ve bakır kaplamalı olmalı. 2'den fazla odası gizli ışıklandırmalı, 2'den fazla odası ısı ve ses yalıtımlı gibi birçok özelliği olmalı.

YARIDAN FAZLA ÖZELLİĞİ İÇERMELİ

14 seri No'lu tebliğde de Maliye Bakanlığı yukarıdaki 2 yasal düzenlemeye dikkat çekerek binainşaat maliyetinin belirlenmesinde bakanlığın 15 Aralık 1983'te yayımladığı cetvele göre belirlenmesi gerektiğini belirterek bu konudaki şüphelere de yer bırakmıyor. Aynı tebliğde bir sınıfın yarısından fazla özelliği bünyesinde barındıran binanın o sınıfa gireceği ifade edilerek bir sınıfın özelliklerinden yarısından bir az özelliği taşıyan binanın bir alt sınıfta değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu ise verginin yüzde 15'e kadar düşmesini sağlayabiliyor.
Read More...

Ali Rıza dede Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacak.

Yaklaşık 50 yıldan beri definecilik yapan 85 yaşındaki Ali Rıza Ayaz, kendisine istediği yerde kazı izni verilmesi halinde Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacağını iddia etti.

Yıllarca definecilik yapan Ali Rıza Ayaz, Elazığ'da Firavun'dan kalma hazinenin yerini bildiğini, Adıyaman'ın Çelikhan ilçesi Pınarbaşı beldesinde ise büyük bir hazinenin olduğunu iddia ediyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı'na kazıyla ilgili izin talebinde bulunduğunu ifade eden Ali Rıza Ayaz, 'Bana kazı izni verilmesi halinde ben Türkiye'nin tüm borçlarını karşılayacak bir hazine bulacağımı iddia ediyorum. Elimde harita ve aletler var. Avrupa ve dış ülkelerden bazı bilim adamlarıyla daha önceden yaptığım çalışmalar neticesinde hazinelerin yerini biliyorum.

 Devletin izin vermesi halinde çeşitli hükümdarların hazinelerine, yer altı saraylarına ulaşabilirim. Elazığ'da Firavun'un hazinesinin olduğu yeri biliyorum. Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesinde üç hükümdara ait hazinenin yerini biliyorum. Devlet görevlilerinin nezaretinde, kazı yapmak için izin istiyorum. Adıyaman Müze Müdürlüğü'ne Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesi için müracaatta bulundum' dedi.

Read More...

Zenginler nasıl zengin oluyor.

ABD'de yapılan bir araştırmada, zenginlerle fakirler arasında giderek büyüyen refah açığının nedenine yer verildi.

Dünyada zenginlerle fakirler arasında giderek büyüyen refah açığı, her daim tartışılan bir konu olmuştur.

Son olarak konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ekonomist Paul Krugman, hedge fon yöneticilerinin milyar dolarlık maaşlarının, büyüyen refah açığında eğitimin rolünün çok az olduğunu ortaya koydunu söyledi.

Krugman, yatırımcıların paradan daha çok para yaptığı için zenginin giderek zenginleştiğini savundu.

Modern ''Eşitsizlik dereceyle ilgili değil, oligarşiyle ilgili'' diye konuştu.

Fakat ABD'de yapılan bir çalışma, tam tersi yönde bir görüş ortaya koydu.

Duke University'den araştırmacı Jonathan Wai tarafından yapılan bir çalışmada, dünyadaki multi milyarderlerin iyi eğitim aldığı ve bişisel yeteneklerinin güçlü olduğu sonucuna ulaşıldı.



Read More...

Somalı madenciler bankalara borçlu çıktı.

Bankaların borç silme hamlesi madencinin borcunu gündeme getirdi. Soma’da bankalardan kullanılan bireysel kredi ile kredi kartı borçları 690 bin TL çıktı. Bu rakam bankaların verdiği toplam kredilerin % 0.00006’sı ediyor.

Türkiye’de iş yapan birçok banka Soma’da meydana gelen maden kazasında hayatını kaybedenlerin borçlarını ardı ardına sildiklerini açıkladı. Hayatta kalanların ise borçlarını yeniden ele alarak, yapılandıracaklar.

Ticari hukuk kuralları içinde kredi borçlusu hayatını kaybettiğinde borcu mirasçılarına kalıyor. Borç sigortalanmış ise bu borçları sigorta şirketi ödüyor.
Bununla birlikte Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) iki ay önce çıkardığı düzenleme ile sigorta zorunluluğunu kaldırdı. Bankalar artık bireysel kredi verdikleri müşterilerinden zorunlu olarak Hayat Sigortası yapmalarını isteyemiyor. Bankalar sadece konut kredilerinde müşterilerinden hayat sigortası yapmalarını isteyebiliyorlar. Konut kredileri de belli bir teminat karşılığında verildiği için bu kredilerin de banka açısından çok fazla bir riski bulunmuyor.

Ortalama gelir: 1.400 TL
Bir bankacının verdiği bilgiye göre Somalı madencilerin gelir ortalaması 1.400 TL’ye işaret ediyor. Bankalar BDDK’nın çıkardığı yeni yasal düzenlemeler kapsamında bir kişiye en fazla maaşının 5 katı kadar kredi limiti tanıyor.
Türkiye’de yaşanan bu acı olayın ardından Soma halkının bankacılık sektöründen kullandığı kredilerin tutarına bakıldığında madencilerin gelirinin ne oranda kredi kullanımına etki yaptığı da görülüyor.
Tüm Soma halkının sistemden kullanabildiği ticari, bireysel kredi kartı ve bireysel tüketici kredilerinin toplam tutarı 775.823 bin TL’yi aşmıyor. Burada 85 bin TL’lik ticari krediler düşüldüğünde, bireysel borç toplamının 690 bin TL olduğu görülüyor.

Sigortasız risk: 1.336 TL!
Bankalar arka arkaya madencilerin acısını paylaştıklarını ve hayatını kaybeden işçilerin borçlarını sildiklerini açıklarken, Somalılar kamu ve özel bankalardan 614.583 bin TL bireysel kredi, 76.857 bin TL bireysel kredi kartı ve 84.383 bin TL ticari kredi almışlar. Bu arada bir diğer önemli ayrıntı da bankaların bütün kredi riskleri neredeyse sigorta kapsamında. Soma’daki sigortasız toplam risk sadece 1.336 bin TL’ye işaret ediyor.
Read More...

Buğday dondu ekmekte büyük tehlike

Buğday kuraklık ve dondan en çok etkilenen ürünler arasında yer alırken, bazı bölgelerde rekolte kaybı yüzde 50’yi aştı.

29-30 Mart’ta yaşanan don olayı sonrası Çukurova’da hasatın 1 ay öne geldiğini ifade eden Ceyhan Ziraat Odası Başkanı Yavuz Tezcan, buğday hasatının biçerdöver ile değil çim biçme makineleri ile yapıldığını söyledi.

 Geçen yıl Ceyhan’da 200 bin ton buğday üretimi yapıldığını belirten Tezcan, “Sulama yapılan bölgelerin durumu biraz daha iyi ancak bu yılki üretim 100 bin tonu geçmez” dedi. Ceyhan’da 60-70 bin dekarda hasat yapıldığına dikkat çeken Tezcan, “Buğday başakları boş. Hepsi saman oldu. Geçen yıl 65-75 kuruş olan buğday fiyatı 90 kuruşu geçti. Önlem alınmazsa buğday ithalatı artar. En çok etkilenen de ekmek fiyatları olur” dedi.


YÜZDE 25 KAYIP

Kuraklığın etkisinin beklenenden daha fazla olduğunu ifade eden Türkiye Ziraatçılar Derneği İbrahim Yetkin, “Türkiye genelinde büyük problem yaşanıyor. Şu an yağmur yağması hiçbir şeyi değiştirmez. Türkiye genelinde yüzde 25’lik rekolte kaybı yaşanması bekleniyor” dedi. Bu bölgenin Türkiye’nin ihtiyacını karşılamada üçüncü sırada olduğunu belirten Yetkin, “Toprak Mahsulleri Ofisi geçtiğimiz günlerde 2.5 milyon ton buğday ithal etme yetkisi aldı. 2.5 milyon tona yakında deposunda bekliyor. Eğer önlemler yeterli olmazsa ilk etkilenecek olan ekmek fiyatları olur” dedi.

Kaliteli buğday yetişmiyor

TÜRKİYE’de kaliteli buğday üretimi konusunda da büyük sıkıntı yaşandığını dile getiren İbrahim Yetkin, “Kaliteli buğday olmadığı için un üreticileri yurtdışından buğday ithal ediyor. TMO fiyat artışını engellemek için önceden ürün toplamaların önüne geçmeli” diye konuştu.
Read More...

Zafer Çağlayan 10 bin dolarlık ayakkabı giyiyormuş!

Ne ayakmış breh breh!

700 bin liralık saatiyle konuşulan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın ayakkabısının da 10 bin dolar (21 bin TL) olduğu iddia edildi.

700 bin TL'lik saatiyle ilgili verdiği ifade ve saat şirketinin bu ifadeyi yalanlamasıyla gündemde olan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan şimdi de ayakkabılarıyla gündemde.

Aydınlık gazetesinin haberine göre İtalya’nın Milano şehrinde özel olarak üretilen ve fiyatları 10 bin dolar civarı olan el yapımı ayakkabılardan bir çift de Zafer Çağlayan da mevcut.
Read More...

Yüzbinlerce emekli haciz kıskacına düştü.

Birçok vatandaş, emekli olduktan sonra işyeri açıp esnaflık yapıyor. Bu kişiler, 2003’teki kanun değişikliği ile Sosyal Güvenlik Destek Primi yükümlüsü oldu. Ancak çoğu yükümlünün bundan haberi olmadı.

SGK da borçluların sayısını bilmiyordu. Maliye’nin 2012’de yaptığı hesaplamada 612 bin emeklinin borcu çıktı.

Emekli olduktan sonra işyeri açıp esnaflık yapanların başı, Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ile dertte. Yüz binlerce emekli, birikmiş destek primini ödeyemediği için maaşından haciz yoluyla kesinti riski ile karşı karşıya. Normalde emekli maaşlarına haciz konulamıyor; ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan borçlar ile nafaka borçları istisna tutuluyor. Dolayısıyla SGDP borcu olan emeklilerin maaşından kesinti yapılıyor. SGK aslında kaç kişinin destek primi kapsamında çalıştığını tespit edemiyordu. 2012 yılında Maliye Bakanlığı ile yapılan veri alışverişinde prim ödemesi gereken kişi sayısının bilinenin çok üstünde olduğu ortaya çıktı. Buna göre, destek primi borçlusu 612 bin 518 kişi. Yıllarca ödenemeyen borçlar sebebiyle 800-900 TL maaş alan emeklilerin 10 bin lirayı aşan prim borcu birikti ve toplamda 1 milyar 192 bin TL’ye ulaştı. SGK, 2012’den itibaren  borçluların peşine düştü. Uzmanlar, bakkal, terzi ve benzeri küçük işler yapan emeklilerin bu denli yüksek prim borçlarını ödemesinin mümkün olmadığını belirtiyor. Çözüm olarak, haciz yerine birikmiş borçlara af öneriliyor.

     SGK verilerine göre 612 bin emeklinin 1 milyar 192 bin lira destek primi borcu bulunuyor. Uzun yıllardır ödenemeyen borçlar nedeniyle 800-900 TL emekli maaşı alan kişilerin 10 bin lirayı aşan prim borçları birikti. Bu borçların ödenebilmesi için geçen yıl emeklilere, taksitle ödeme imkanı getirilmişti. Ancak emeklilerin önemli bir bölümü bu affa rağbet göstermedi. Aftan sonra borçlu sayısı azalacağına artarak 612 bin emekliye çıktı. SGK, destek primi borçlarını tahsil edebilmek için emekli maaşlarından yüzde 25 kesinti yapıyor. Uzmanlar, bakkal, terzi ve benzeri küçük işler yapan emeklilerin bu denli yüksek prim borçlarını ödemelerinin mümkün olmadığını, birikmiş destek primi borçlarına af çıkarılması gerektiğini belirtiyor.

Zaman
Read More...

Bank Asya A101'i sattı.

17 Aralık operasyonunun ardından nakite sıkışan Bank Asya, perakende mağazası A-101'deki hisselerini sattı. 

2015'te halka arz etmeyi planladığı A-101'i elden çıkarmak zorunda kalan Gülen grubuna yakınlığı ile bilinen Bank Asya, 26 Ocak'ta A-101'deki yüzde 18 hissesini 298 milyon liraya satacağını belirtmişti.

Dün ise A-101'deki yüzde 21.83 hissenin 350 milyon lira bedelle Memeroial Sağlık ve Aydın Örme'nin sahibi Aydın Ailesi'ne ait Aydın Perakendecilik'e satıldığı belirtildi. Aydın Ailesi A-101'in yüzde 51 ile en büyük ortağı oldu. Bank Asya'dan KAP'a yapılan açıklamada, satıştan 303.2 milyon TL kâr elde ettiğini bildirdi.
Read More...

Hazine sözleşmesi fesh edilen özel şirketlerin kredi borcunu ödeyecek!

Devletin malı hazine.

HAZİNE, “borç üstlenim koşullarını” açıkladı. Müsteşarlık tarafından dün Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliğe göre, sözleşmenin şirket kusuru nedeniyle feshedilmesi durumunda Hazine’nin şirketin aldığı kredilere yönelik üstleneceği borç ana kredinin yüzde 85’i kadar olacak.

  Başta şehir hastaneleri olmak üzere yap-İşlet-devret ve yap-işlet-kirala yöntemiyle yapılan birçok proje için belli koşullarda Hazine’nin borç üstlenmesi kanun değişiklikleriyle gündeme gelmişti. Buna göre yatırım tutarı 1 milyar TL olan kamu-özel ortaklığı projelerle, asgari yatırım tutarı 500 milyon TL olan eğitim  ve sağlık yap-kirala-devret projelerinde; sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi durumunda yatırım ve hizmetler için sağlanan ana kredi ve ana krediye yönelik türev ürünlerden kaynaklanan mali yükümlülükler Hazine tarafından üstlenilecek.

Bir idare bir proje için Hazine’nin “borç üstlenim taahhüdü” vermesini isterse ihaleyle ilgili şartnameyi yayınlanmadan önce sözleşme taslağı ile Hazine’ye iletecek. Müsteşarlık, sözleşme taslağındaki ve borç üstlenimini doğrudan ilgilendiren hükümleri değerlendirecek ve uygun bulması halinde görüş verecek. Konu Bakanlar Kurulu’nda da görüşülecek. İhalenin gerçekleştirilmesinden sonra, müsteşarlık sözleşme taslağını yeniden değerlendirecek ve uygun bulması halinde “uygun” görüşü verecek. Bir yıl içinde sağlanacak borç üstlenim taahhüdü limiti her yıl bütçede belirlenecek.
Read More...

En zengin Türk isyan etti.

"O kadar param YOK."


Murat Ülker, Forbes’ın kendisini 3.7 milyar dolarlık varlığıyla Türkiye’nin en zengini seçmesine tepki gösterdi. “Ben bankaya para yatırmam şirketime yatırırım” diyen Ülker, “Varlıkların tamamı alınmış ama nakitten bahsetmiyor. Söyleyecek çok şey var” yorumunu yaptı

Ül­ker Ço­cuk Si­ne­ma Şen­li­ği­’nin ön gös­te­ri­mi için Art­vi­n’­in Ar­ha­vi il­çe­sin­de bir grup eko­no­mi ga­ze­te­ci­siy­le bu­lu­şa­rak soh­bet top­lan­tı­sı ya­pan Ül­ker, her so­ru­ya açık­lık­la ce­vap ver­di ve gö­rüş­le­ri­ni de açık­la­dı.

Ça­lış­tık­la­rı sek­tör­ler­de iş­le­rin iyi git­ti­ği­ni be­lir­tenMurat Ül­ker, “Ye­rel se­çim­ler­de pi­ya­sa­lar pek et­ki­len­mi­yor. Ba­şın­da da et­ki­le­me­di so­nun­da da. Bi­zim iş­ler iyi gi­di­yor, hiç da­ral­ma ol­ma­dı, şi­ka­yet­çi de­ği­li­m” de­di. Ül­ker, se­çim so­nuç­la­rıy­la il­gi­li de­ğer­len­dir­me­si so­rul­du­ğun­da da “Halk ka­ra­rı­nı ver­di, yo­ru­ma ge­rek yok. Ben se­çe­nim, va­tan­daş ola­rak gö­re­vi­mi yap­tım. Se­çi­len­ler dü­şün­sün ar­tı­k” di­ye ko­nuş­tu.

"VARLIK VAR AMA NAKİT YOK"

“Ken­di pa­ra­mı ban­ka­ya koy­mam. O ka­dar pa­ram yo­k” di­yen Ül­ker, For­be­s’­ın bi­rin­ci­si ol­du­ğu ha­tır­la­tı­lın­ca şu yo­ru­mu yap­tı: “Var­lık­la­rın ta­ma­mı alın­mış ama na­kit­ten bah­set­mi­yor. Söy­le­ye­cek çok şey var.  Ay­rı­ca Tür­ki­ye­’nin en zen­gi­ni tüm var­lık­la­rıy­la çı­kı­yor. Ben pa­ra­mı ban­ka ye­ri­ne şir­ke­te (Göz­de­’ye) ya­tı­rı­yo­rum. Şir­ke­tin o işi var. On­lar dün­ya ça­pın­da mo­ney ma­na­ge­ment ya­pı­yor­lar.”

Bugün
Read More...

Devlet özel sektör borcuna sınırsız garanti veriyor!

Özel sektörün dış borcuna devlet garantisi getiren düzenleme, şirketlerin kendi borcuna kefil olmasını engelliyor.


Yönetmeliğe göre şirketlerin ödemediği dış borcu Hazine üstlenmek zorunda kalırsa, devlet milyarlarca dolarlık zararın küçük bir kısmını şirketten geri tahsil edebilecek. Üstelik garanti tutarı her yıl yenileneceği için devletin özel sektör riski birkaç yıl içerisinde devasa rakamlara ulaşabilecek.

Risk devlete kar şirkete

Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gerçekleştirilecek Borç Üstlenimi Hakkında Yönetmelik" düzenlemesi; büyük projelerde 'riski devlete yükleyen, karı özel sektöre bırakan' kritik maddeler içeriyor. Türkiye'yi 2001 krizine sürükleyen nedenleri yeniden oluşturma riski taşıdığı ifade edilen yönetmelikteki şu maddelerin kamu maliyesine büyük yükler getirebileceği belirtiliyor:

Teminat 1 taksit için

Dış borcuna garanti verilecek şirketlerden, kredi borcunun tamamı için teminat istenmeyecek. Yönetmeliğe göre borcunu devlete ödetme riski bulunan şirketlerden kredinin tamamı yerine 'en yüksek taksitin yüzde 10 fazlası' kadar kefalet istenecek. Hazine Müsteşarlığı'na verilecek bu kefalet şirket ortaklarını müştereken ve müteselsilen bağlayacak.

Sadece 55 milyon dolar

Buna göre örneğin 1 milyar dolar dış krediyi devlet garantisiyle yurtdışından getiren bir şirket bu borcu 50 milyon dolarlık taksitlerle geri ödeme anlaşması yapmışsa, Hazine'ye en fazla 55 milyon dolarlık kefalet verecek. Şirket bu küçük teminat karşılığında devletten 1 milyar dolarlık garanti almış olacak. Eğer o şirket dış borcunu ödeyemezse devlet 1 milyar dolarlık borcun tamamını garanti kapsamında dışarıya öderken 55 milyon dolarlık kısmını teminat sayesinde kurtaracak. Dolayısıyla 945 milyon dolarlık borç vatandaşın sırtına binecek.

Büyük yük gelebilir

Devlet garantisi ifade edildiği gibi 3 milyar dolarla sınırlı kalmayacak. Yönetmeliğe göre hükümet, her yıl istediği tutarda özel sektör garantisini bütçeye yazacak. Üstelik garanti tutarını Bakanlar Kurulu iki katına kadar çıkarabilecek. Dolayısıyla örneğin önümüzdeki yıl hükümet isterse bütçeye 5 milyar dolar sınır koyup daha sonra özel sektörün 10 milyar dolarlık borcuna garanti verebilecek. Garanti her yılın bütçesiyle yenileneceği için örneğin 10 yıl içerisinde bu tutar 100'lerce milyar doları aşabilecek. 2014 bütçesine eklenen bir maddeyle devletin sadece bu yıl üstlenebileceği özel sektör borç yükü 3 milyar dolara çıkarılmıştı.

Kötü niyetli şirkete bile garanti veriyor

Yönetmelikte Hazine garantisi için olağanüstü durum, ekonomik kriz ya da uluslararası bir ekonomik çöküntü şartı aranmıyor. Yönetmeliğe göre, bu tür bir sorun yaşanmadığı halde, tamamen kendisinden kaynaklanan nedenlerle dış borcunu ödemeyen şirketlerin borcuna dahi garanti verilecek. Dolayısıyla şirketlerin kötü niyeti ya da yönetim hatasının ağır faturasını vatandaş ödemek zorunda kalacak.

Üçüncü köprü ve havalimanı da var

Yönetmeliğe eklenen bir istisna maddesiyle, üçüncü köprü ve üçüncü havalimanı ve halen proje aşamasında olan yap-işlet-kirala modelli şehir hastanelerini yapacak olan şirketler, finansman sıkıntısı yaşamaları halinde Hazine'den krediye garanti olmasını isteyebilecekler. Türkiye'deki özel sektör kuruluşları, içinde bulunulan seçim ortamı ve 17 Aralık sonrası ortaya çıkan siyasi belirsizlikler nedeniyle yurtdışından kredi bulmakta zorlanıyor. Bulunan krediler ise çok pahalı maliyetler içeriyor. Hazine garantisi, işte bu kilidin açılmasında en büyük anahtar görevi oynayacak.
Read More...

"Reza ya hiç dayak yememiş ya da saymayı bilmiyor!"

Cari açığı 'hayırsever' Reza kapatmış!

17 Aralık 2013’te rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda tutuklanan, daha sonra serbest bırakılan Reza Zarrab, havuz medyasına verdiği mülakatta  “Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım.” diyor.

Geçen yılki 65 milyar dolar cari açığın 10 milyarını finanse ettiğini söylüyor. Peki nasıl? İran’a altın ihraç etmiş. İster İran’ın dış ticaret rakamlarına, ister TÜİK’in verilerine bakın senelik 10 milyar dolar altın ticareti göremezsiniz. İran ithal edilen altından yüzde 50’ye yakın vergi alırken bu ülkeye kayıtlı yollarla kim, niye altın satsın?

Sabah Gazetesi’ne mülakat veren 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun kilit ismi Reza Zarrab, (Rıza Sarraf) “Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım.” diyor ki ilk bakışta 77 milyonun “evvela kendisinden özür dilemesi ardından şükranlarını arz etmesini!” gerektirecek kadar büyük lokma bu. Geçen sene 65 milyar dolar cari açık verdi Türkiye. Zarrab diyor ki açığın 10 milyar dolarını ben finanse ettim. Bir an bunu doğru kabul edelim. Tek başına 10 milyar dolar getirmiş Zarrab ülkemize. Peki nasıl? İran’a altın ihraç etmiş onun karşılığında. İster İran’ın, ister TÜİK’in verilerine bakın senelik 10 milyar dolar altın ticareti göremezsiniz. İran altın ithalatına yüzde 50’ye yakın vergi alırken bu ülkeye kayıtlı yollarla kim, niye altın satsın? Altının ons fiyatı belli. Dünyada çok dar bir marjda getiri elde edilebilecek değerli madeni satsa da bu kadar vergiden sonra para kazanılabilir mi? İran’ın altın ithalatına ördüğü duvarın ancak rüşvet ve iltimasla aşıldığını bizzat altın ticareti ile iştigal edenler söylüyor.

Zarrab evlere şenlik mülakatta rakamlar verse de çuvallamaktan kurtulamamış: “Bakın, İran’ın Türkiye ile yıllık ticaret rakamı 3,5 milyar Euro’dur.” Rakamlarla arası iyi değil. İki ülkenin ticaret hacmi söylediğinin en az 2,5 katı. Geçen sene İran’a yapılan 4 milyar 192 milyon dolarlık ihracata karşılık, bu ülkeden 10 milyar 383 milyon dolarlık ithalat yapmışız. Üstelik Türkiye’nin İran’a olan ihracatındaki en büyük düşüş, “Kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, inciler, taklit mücevherci eşyası, metal paralar” kaleminden kaynaklandı. Geçen yıl bu kalemden 1 milyar 679 milyon dolar ihracat gerçekleştirilirken, bu rakam 2012’de 6 milyar 540 milyon dolardı. Yüksek miktarda petrol ve gaz aldığından her halükârda Türkiye’nin İran’a karşı açık verdiği bir ticaretten bahsediyoruz. En fazla açık verdiğimiz 5. ülke İran iken Zarrab cari açığımızı 10 milyar dolar azalttı, öyle mi? Hoca Nasrettin’in hanımına sorduğu gibi soralım Zarrab’a: “İran’a iğneden ipliğe ne sattıysak toplam 4,1 milyar dolar kazandıysak sizin altın ticaretinden ülkemize kazandırdığınız 10 milyar dolar nerede?”
Read More...

Sıfır araba merakı vatandaşı sıfırladı.

Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, piyasada hızla sürdürülen “Sıfır Otomobilö kampanyalarının göründüğü gibi olmadığını ve tüketiciyi sıfırladığını belirterek "Kampanyalar yüzünden tüketici icralık oldu" dedi. 

ÇETKODER Başkanı Göktaş, tarafından yapılan yazılı açıklamada, son 5 senedir aralıksız ve çeşitli alternatiflerle tüketiciye sunulan ve cazip hale getirilen "Sıfır Otomobil" kampanyalarıyla vatandaşın bilmeden, bilinçsizce yaptığı alış veriş neticesi, ekonomide daralma olduğunu ve borcunu ödeyemeyen çok sayıda tüketicinin icralık olduğunu vurguladı.
Göktaş şunları kaydetti:
"Hiç düşünmeden, piyasada cazip hale getirilen krediler ile uzun vade borçlanarak sıfır araçlar alan ve bunu ödemek için ise piyasa şartlarının da el vermemesi yüzünden, nakit sıkıntısına girip borcunu ödeyemeyen vatandaşın, bankaca rehinli olan araçları yedi emin depolarının oto park ve garajlarında hacizli vaziyet de bağlanmış durumda. Bu arada piyasanın ikinci elde yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle de, ne banka bunu kısa vadede satıyor, ne tüketici borcunu ödeyebildiği için icradan geri alabiliyor. Üstelik yediemin depolarında, oto parklarda kaldığı süre içinde Borçlu tüketici birde günlük astronomik bir şekilde otopark ücreti ödemek durumunda kalıyor. Ayrıca icra ve avukat masrafları da binince, işin içinden çıkılamaz hal alıyor. Tüketiciye her türlü külfet oluşuyor. Tüketici sıfır araba alıyorum diyerek, düşünmeden ve başına geleceği bilmeden yaptığı bu alış veriş sonrası büyük mağduriyet ve çöküntü yaşıyor"

"YURT GENELİ 42 BİN 850 ARAÇ OTOPARKLARDA"
Sıfır araba kampanyasıyla, araç alıp bankalara ve finans kuruluşlarına borçlanan tüketicinin, bu borcu ödeyemediği için araçlarından olmuş durumda ve araçların otoparklarda, yediemin depolarında icralık ve hacizli olarak bağlı olduğunu belirten Göktaş, “Yurt geneli, bu şekilde sıfır araç olup, kredi ile alınan ve şu an bağlı durumda olan araç sayısı, 42 bin 850. Bu rakam sadece sürdürülen kampanyalar neticesi kredi ile araç alan ve bunu ödeyemeyenlerin sayısı. Ayrıca piyasanın ekonomik sıkıntı yaşamasından dolayı iş güç sahibi, iş erbabı ticaret yapan müessese sahibi kimselerin araçları da icra takibi ile bağlanmakta. O sayı bu rakamın içinde değil. Birde onu düşünün. Bu sayı korkunç boyutlara varacak" dedi.

"BUNLAR MİLLİ SERVET, BİLİNÇSİZ HARCAMA EKONOMİYİ FELÇ EDİYOR"
Göktaş, araçların boşu boşuna yedi eminlerin oto pazarlarında çürüdüğünü ve olanın milli servete olduğunu söyledi.
Ucuz kredi,cazip kredi, peşinatsız satış gibi cazip tekliflere kanarak aldıkları araçların borçlarını ödeyemeyen tüketicinin perişan olduğunu ve gereksiz harcamalar dolayısıyla milli ekonominin de zarar gördüğünü ifade eden Göktaş, şöyle dedi:
“Bu nedenle cazip tekliflere bakıp borçlanmayın. Neticede sıfır araba artık yatırım olmaktan da çıktı. Elinizde ihtiyacınızı gören bir aracınız var ise, modelini, markasını yenileyeceğim diye aşırı harcamaya, gereksiz harcamaya bulaşmayın. Mevcudunuzla idare edin. Gereksiz ve aşırı tüketimden, lüks harcamadan lütfen vazgeçin. İleride telefisi güç maddi ve manevi zararlar yaşarsınız."

Read More...

Altın fiyatları çeyrek altın kaç lira oldu?

Altın fiyatları ve Altın fiyatı 17 Nisan 2014, Çeyrek Altın Fiyatı ve Altın fiyatları 17 Nisan 2014 haberi, 17 Nisan 2014 güncel altın ve küçük altın fiyatı, Altın fiyatı ve Altın fiyatları 17 Nisan 2014, Günlük altın fiyatlarında son durum nedir? İşte ayrıntılar.

Altın fiyatları ve Altın fiyatı 17 Nisan 2014, Çeyrek Altın Fiyatı ve Altın fiyatları 17 Nisan 2014 haberi, 17 Nisan 2014 güncel altın ve küçük altın fiyatı, Altın fiyatı ve Altın fiyatları 17 Nisan 2014, Günlük altın fiyatlarında son durum nedir? İşte ayrıntılar...

Altın fiyatlarını ve güncel döviz kurunu bu haberimizde görebilirsiniz...

17 Nisan 2014 tarihine ilişkin altın fiyatları ve altın yorumlarını haberin devamında bulabilirsiniz.

17 Nisan 2014 Perşembe gününe ilişkin güncel altının gram fiyatı alış; 89,3641 TL olup, satış ise 89,4182 TL'den işlem görmektedir.

Güncel çeyrek altın fiyatı ise alış; 143,1904 TL olup, satış 146,4615 TL'den işlem görmektedir.

Güncel yarım altın fiyatı alış; 285,4859 TL olup, satış ise 292,9230 TL'dir.

Tam altının fiyatı ise alış; 572,7616 TL olup, satışı ise 584,0544 TL'den işlem görmektedir.

Amerikan Doları ise şuan itibari ile alış; 2,134890 TL olup, satış ise 2,135600 TL olarak geçmektedir.

Euro ise şuan itibari ile alış; 2,955560 TL olup, satış ise 2,956420 TL olarak geçmektedir.
Read More...

Ziyaretci Sayısı