İçeriklerin Başlangıcı buradan.

Links Alo Haber

Bu bloglara bir göz atın

Links Alo Haber

Bu bloglara bir göz atın

LİNK 2 Alo Haber

Enteresan haber notları inginç içerikler.

LİNK 3 Alo Haber

Güncel Blog.

LİNK 4 Alo Haber

Haberin hası As Haberler

LİNK 5 Alo Haber

Habere Zum yap MedyaZum

LİNK 6 BİKİNİ TANGA

Pınar Altuğ Bikini de giyerim Tanga da

LİNK 7 EN GÜZELLER

Bilime göre dünyanın en güzel 10 kadını

LİNK 8 EN İYİLER

En iyi gizli kamera şakaları

LİNK 9 MELEZ GÜZELLER

Melez Türk güzeller

LİNK 10 BİKİNİLİ GÜZELLER

Bikinili güzel Ünlüler

siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İmamoğlu ankette Erdoğanı geçti.

Ankette İmamoğlu Erdoğan’ı geçti! Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz, YouTube hesabında Cumhurbaşkanlığı Seçimi Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. 



Avrasya Araştırma şirketi tarafından yapılan son anket sonuçlarına göre İlk turda sadece Recep Tayyip Erdoğan ile Ekrem İmamoğlu yarışıyor olsa hangisine oy verirsiniz? sorusuna “İmamoğlu” yanıtını verenler Yüzde 45,5 oldu. Erdoğan’a oy vereceğini açıklayanlar ise 40,4’te kaldı.

Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz Cumhurbaşkanlığı Seçimi Araştırması’nın sonuçlarını Youtube’da paylaştığı bir video ile açıkladı.



Avrasya araştırma tarafından yapılan ankete göre “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tekrar aday olsa oy verir misiniz? sorusuna vatandaşların yüzde 46,9’u “Hayır, oy vermem”, yüzde 39,2’si “Evet, oy veririm”, yüzde 14,9’u ise “Diğer adaylara bağlı” yanıtını verdi.

Yapılan araştırmada vatandaşlara “Başkanlık referandumundan bu yana Türkiye ne yönde değişti” sorusu da soruldu. Soruya “Olumlu yönde değişti” cevabını verenlerin oranı 23,5’te kalırken ankete katılan vatandaşların 60,1’i “Olumsuz yönde değişti” cevabını verdi. “Değişmedi” diyenlerin oranı 16,4 oldu.

Muhalefet çatı aday ile seçime katılırsa muhalefetin adayı kim olmalıdır?

Yüzde 22,1: Kim olursa olsun oy vermem
Yüzde 25,5: Kim olursa olsun oy veririm
Yüzde 18,4: Ekrem İmamoğlu
Yüzde 12,7: Mansur Yavaş
Yüzde 11: Bilmiyorum

İlk turda sadece Recep Tayyip Erdoğan ile Mansur Yavaş yarışıyor olsa hangisine oy verirsiniz

Mansur Yavaş: 39,7
Recep Tayyip Erdoğan: 39,9
Kararsızım: 20,4

İlk turda sadece Recep Tayyip Erdoğan ile Ekrem İmamoğlu yarışıyor olsa hangisine oy verirsiniz?

Ekrem İmamoğlu: 45,5
Recep Tayyip Erdoğan: 40,4
Kararsızım: 14,1

In the election survey, Imamoglu passed President Erdogan.
Here are the latest survey results

İşte son anket sonuçları



Read More...

'Seçimin galibi İhsanoğlu ve Demirtaş'

'Seçimin galibi İhsanoğlu ve Demirtaş'

Cumhurbaşkanı seçimi sonuçlarını değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ''Seçimin galibi Erdoğan değil; devlet mekanizmasına karşı büyük bir cesaretle yarıştıkları için İhsanoğlu ve Demirtaş'tır'' dedi. Kılıçdaroğlu, partisinin kurultaya gitmesini gerektiren bir sebep olmadığını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Köşk seçimi sonuçlarıyla ilgili ilk değerlendirmesini yaptı. Kılıçdaroğlu, seçimin kaybedeninin, demokrasi ve temiz siyaset olduğunu savundu.

"Bugün olsa yine İhsanoğlu'nu aday gösterirdim" diyen CHP Lideri'ne göre seçimin galibi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan değil, devlet mekanizmasına karşı büyük bir cesaretle yarıştıkları için Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş.

Cumhuriyet Gazetesi'ne konuşan Kılıçdaroğlu, sandığa gitmeyenleri de eleştirdi: ''Tatilciler, boykotçular ve diğer sandığa gitmeyen kesimler olmasaydı yüzde 51 oy oranını bulamayacaktı ve seçim ikinci tura kalacaktı. Bugün seçim olsa yine CHP’nin adayı olarak İhsanoğlu’nu gösterirdim. Türk siyaseti sayın İhsanoğlu gibi tertemiz bir ismi kazanmıştır.''

Seçim sonuçlarının CHP'de bir çatlama ya da bölünme yaratıp yaratmayacağı sorusunu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

''Hayır, yaratmaz. Tabanımız hem adayına hem sandıklara sahip çıktı. Parti içinde bir çatlama için ortada bir gerekçe göremiyorum. Kurultaya gitmemizi gerektiren bir sebep yok. Ancak bu yönde bir taleple gelirlerse tabii ki olabilir.''

MHP'nin yeterince çalışmadığı yönündeki iddiaları da değerlendiren CHP Lideri, seçim öncesi yayınlanan anketlere tepki gösterdi: ''MHP'liler de ellerinden gelen çabayı gösterdi. Ben de tüm parti teşkilatımıza bir talimat verdim. MHP kesinlikle eleştirilmeyecek. Erdoğan’ın oy oranını daha yüksek gösteren araştırmalar, yurttaşlarımızın sandığa gitmesini engellemeye yönelik operasyonlardı. O araştırma şirketleri bu yaptıkları hareketle demokrasiye ihanet etmişlerdir.''
Read More...

Fitch: Siyasi risk hala yüksek

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen Türkiye'de siyasi riskin hala yüksek olduğunu belirtti. Kuruluş, siyasi riskin not için kırılganlık olarak kalmaya devam edeceğini kaydetti.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında ilk değerlendirme geldi.

Kuruluş, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen Türkiye'de siyasi riskin hâlâ yüksek olduğunu belirtti.

Fitch, seçimlerin sonucunun seçmenin büyük bölümünün Erdoğan'ı desteklediğini teyit ettiğini ifade etti.
Read More...

Reza oy pusulasını da götürmüş.


Cumhurbaşkanlığı seçiminde adı yolsuzluk iddialarına karışmış olan Reza Zarrap oy kullanırken kameralara yakalandı.
Pusuladaki üç adaydan ikisini silmiş süpürmüş.Götürmek Alışkanlık olsa gerek!
Read More...

Başbakan rehineleri IŞİD'den kurtaramayan Davutoğlu mu

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları bu akşam öğrenilecek. Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan, seçimi kazanırsa AK Parti'nin yeni lideri ve başbakan kim olacak?

Adı, Erdoğan sonrası dönem için yeni başbakan olarak geçen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bu konuyla ilgili ilk kez Yeni Şafak'tan Abdülkadir Selvi'ye konuştu. Davutoğlu, başbakan olmak için kulis yapmadığını ve son sözü Erdoğan'ın söyleyeceğini dile getirdi.

Gazetelerin Ankara Temsilcileri ile Konya'da bir araya gelen Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 'Başbakanımızın derin siyasi tecrübesi var ancak AK Parti hiç muhalefet tecrübesi yaşamadan iktidara gelmiş olmasına rağmen o kadar ciddi sınavlardan geçti ki, oluşan o teamüller AK Parti'yi korur. Hem Başbakan'ın bizzat kendisinin hassasiyeti korur hem de onunla birlikte oluşan psikoloji, AK Parti'de herhangi bir sarsıntıya meydan vermez' dedi.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN OYU KAÇ? SON SEÇİM SONUÇLARI

İKTİDAR BİRİKİMİ VAR, HİÇBİR SIKINTI OLMAZ

12 yıllık iktidar sürecinde birçok zor dönemlerden geçtiklerini hatırlatan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: '2007 öncesini düşünün, Nisan ile Temmuz arası şimdikinden daha zor bir dönemdi. Genel seçime gidiliyor, etrafta e-muhtıralar, darbe senaryalorı dolaşıyor. AK Parti'de beklentileri fazla, korkuları derin olanların koptuğu bir süreç yaşandı. Oradan hiçbir sarsıntı yaşamadan geçmiş ve iki seçim daha kazanmış bir parti bunu çok daha rahat atlatır. Büyük bir iktidar birikimi de sağlamış bir partiyiz. O bakımdan hiçbir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.'

KULİS YAPSAYDIM, VAZİFEME VE PARTİM NET OLURDU

Davutoğlu, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda Başbakan'ın kim olacağına ilişkin şu ana kadar istişare zarureti olmadığı müddetçe konuşmadığının altını çizdi. Davutoğlu, içinde bulundukları durumu bir engelli yarışına benzeterek bu yarışta 'bir sonraki engeli acaba geçebilir miyim?' düşüncesinin o koşucuyu düşüreceğini vurguladı. Davutoğlu kendi durumunu ise şöyle özetledi:

SON SEÇİM SONUÇLARI CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

'İşte tam bu engelin öncesinde, benim zihnimde, 'Benim adım çok ortalıkta dolaşıyor' diye bir an odağımı kaybetsem, Gazze ile Irak ile Türkmenler ile uğraşmak yerine Ankara'da oturup kulis yapmaya başlasaydım, vazifeme ve partime ihanet etmiş olurdum. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlanıncaya kadar böyle bir şeyin şehvetine kapılmamak lazım. Sonrasında ne olacak sorusu zihinleri dağıtır.'

SON SÖZÜ ERDOĞAN SÖYLEYECEK

Başbakanın kim olacağına ilişkin son sözü Erdoğan'ın söyleceğini ifade eden Davutoğlu şöyle devam etti: 'Biz iktidar partisiyiz. CHP bunu yapabilir çünkü çözeceği bir sorun yok ki. CHP'de adrenalin orada. Parti içi mücadele dışında Türkiye'de iktidar mücadelesi verecekleri kudretleri olmadığı için onlar için adrenalin orada. Şimdi 10 Ağustos'a geldik, bu engeli de aşacağız. Ondan sonra yeni engel AK Parti içinde ve hükümet ile ilgili görev dağılımıdır. O da, o engeli aşmaya öncülük yapan kimse, onun düşüneceği bir şeydir. Başbakanımızın yeni Cumhurbaşkanı olarak kapsamıyla ele alacağı bir konudur.'

EKMELEDDİN İHSANOĞLU'NUN OYU KAÇ? SON SEÇİM SONUÇLARI

KENARA İTİLEMEZ

Cumhurbaşkanı seçimlerinden sonra yeni bir kaos beklentisinde olanların olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı, 'Son bir yıldır, Gezi'den bu yana, 'Acaba Erdoğan'ı şöyle bir kenara koyabilir miyiz?'... Hedef bu. O kenara çekildiğinde, öbür tarafta kavga veya ganimet kavgası olur mu?.. Olmaz. Ne vefa duygusuna sahip AK Parti kadroları Sayın Erdoğan'ın kenara itilmesine izin verir, ne siyasetin doğası buna imkan tanır, ne de daha 2023 ideali gibi bir dava varken tutup da gereksiz bir tartışmanın içine girerler. Engelleri biz birer birer aşarız, sonunda menzile ulaşırız' şeklinde konuştu.

GENEL BAŞKAN VE BAŞBAKAN AYNI İSİMLER OLMALI

Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması sonrası bir çatışma yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin olarak Davutoğlu şu tespitlerde bulundu: 'Burada psikolojik faktör çok önemli, esas teminat kişiler arası iletişim, güven, sadakat, ortak vizyon, ortak bir siyasi mücadele, ortak bir kavgaya girme duygusudur. Genel başkan ile Başbakan ayrı isimler olmamalı. Aksi takdirde güç parçalanması olur, bunu da sistem kaldırmaz.'
Read More...

Fazıl Say oy kullanacakları uyardı.

Piyanist Fazıl Say, Twitter hesabından Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tartışma yaratacak paylaşımlarda bulundu. 

Daha önce İslam karşıtı tweetleri nedeniyle davalık olan Say'ın önerleri şöyle:



"Yarın oy kullanırken dikkat edilecek şeyler,

1 - Mekana girerken kendine güven-tuhaf hareketler yapma-dikkat çekme

2 - Mühürü basarken aniden sinirlenme, çakma, kırma, kağıdı yırtma. O an başka bi şey düşün, 3 saniye ve sonra GEOMETRİK düşün bas geç

3- Kimseyle yüz göz olma, bas geç işin bitince, hızla ayrıltuhaf tuhaf yürüme, hep sükuneti elinde tut. Sonra bi yerde çay iç. Düşünme"
Read More...

Oy kullanmak mukaddes bir görev.

Ekmeleddin İhsanoğlu, eşi Füsun İhsanoğlu ile birlikte İstanbul'daki Yeniköy İlköğretim Okulu'na giderek oyunu kullandı.

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçimlerde usulsüzlükler yapıldığını belirterek suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

İhsanoğlu gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

OY KULLANMAK MUKADDES BİR GÖREV

Benim size sorum var. Siz oylarınızı kullandınız mı? Ben her şeyden önce oyunuzu kullanmanızı istiyorum. Bu mukaddes bir görevdir. Bunu hep beraber yapmamız lazım. Sevgili kardeşlerim Türkiye seçim kampanyasını dün akşam bitirdi. Bugün sessiz yığınlar sandıkların başına gidiyor hür iradesiyle tercihini basıyor ve bu akşam inşallah cumhurbaşkanının kim olduğunu öğrenecek.

SUÇ DUYURUSUNDA BULUCACAĞIZ

Biz burada seçimle siyasetle ilgili bir şey söylemeyeceğiz. Kampanya adaletsiz eşitsiz şartlarda yürütüldü. Ama biz milletimizin sağ duyusundan eminiz. Bizim temennimiz seçimin suhuletle dürüstlük içerisinde yürütülmesinde. Ancak sabahleyin aldığımız haberlerde, bazı sandık kurullarında, sandık görevlilerinin alıkoymadıklarını ve bazı vatandaşlarımızın seçmenlerin pusulayı mühürledikten sonra fotoğraflarını çektiklerini, arkadaşlarımız kaydetmiş. Biz bunlar için suç duyurusunda bulunacağız.

MENFT TEMİN EDİLİYOR

Oy verme sırasında insanların telefonlarının alıkonmasına müsaade edilmiyor, çünkü burada geçen dönemde görülen birtakım uygunsuz hareketlerin yapıldığını, belirli bir adaya gidip bunun karşılığında menfaatler temin edildiğini biz biliyoruz. Temennimiz temiz bir şekilde milli iradeye gölge düşürülmeden yapılmasıdır. Bütün dünyanın gözü bizde. AGİT'in ABD'nin gözü bizde. Kongre üyeleri mektup yazdılar Obama'ya. Burada suç işlendiği takdirde biz suç duyurusunda bulunacağız.

Biz Türkiye'de ilk defa bir cumhurbaşkanı seçimi halkın oylarıyla yapılıyor. Bunu dürüst şekilde bütün dünyaya karşı açık biçimde yapılmasını istiyoruz."

İDDALI KONUŞTU!

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan İhsanoğlu seçim öncesi yapılan anketlerin hatırlatılması üzerine, “En iyi en doğru anket bugün yapılacak Bugün Türkiye sessiz yığınların sesini duyacak” ifadelerini kullandı. “Sizce seçim ikinci tura kalır mı” sorusuna ise İhsanoğlu, “Benim temennim ve tahminin bunu birinci turda rahatlıkla kazanacağımız yönünde” diyerek yanıt verdi.
Read More...

Yurt dışı seçmen adayları pek sevmedi!

Katılım oranı %5 de kaldı.


Cumhurbaşkanlığı seçimini sandık başlarındaki gönüllü müşahitleriyle yakından takip eden ’Gurbetin Oyları Grubu’ tarafından ilk tur için yurt dışındaki 2 milyon 722 bin 981 seçmenden şu ana kadar sadece 178 bin 959’unun randevu alabildiği, kullanılan oy oranının yüzde 5 oranında olduğu açıklandı.

’Türkiye’nin Oyları’ ile ’Gurbetin Oyları’ isimli sivil iki kardeş platformları yerel seçimler için 30 Mart 2014 tarihinden yaklaşık 1 ay önce Ortak Nokta Derneği ve Ankara Kent Forumu Derneği öncülüğünde bağımsız gönüllülerin bir araya gelerek Ankara’nın Oyları’nı kurmasıyla çalışmalarına başladı. Tamamen gönüllü bireylerden oluşan, tarafsızlık, yerellik, şeffaflık, işbirliği ilkeleri kapsamında lidersiz ve yatay yapılanan, adil, şeffaf ve temiz seçim için çalıştığı belirtildi.

Gönüllüler, Türkiye’nin Oyları ile 80 ilde, ’Sandık Başındayız’ sivil platformu ile işbirliği içinde İstanbul’da, Gurbetin Oyları ile yurtdışındaki sandıklarda oylara sahip çıkmak için çalışıyor. Gönüllü bireylerin, hukuki çerçevede sandık başında nasıl görev yapabilecekleri eğitim programları aracılığıyla aktarılıyor ve yurt içi- yurt dışında açılan sandıklara yerleştirilmeleri sağlanıyor.

“FENERBAHÇE MAÇINA 7 BİNDEN FAZLA VATANDAŞ GİTTİ AMA OY KULLANMAYA BİN KİŞİ BİLE GELMEDİ”
Danimarka’da oy verme işleminin son gününde oy kullananların sayısının bini bulmaması Büyükelçi Mehmet Dönmez’i üzdü. 4 gün boyunca bizzat sandık başında bekleyen ve görevlilerle, vatandaşlarla ilgilenen Büyükelçi Dönmez “Fenerbahçe maçına 7 binden fazla vatandaş gitti ama oy kullanmaya bin kişi bile gelmedi üzüldüm” dedi.

Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Danimarka’da oy verme işlemine ilgi çok düşük oldu. Türkiye’nin Kopenhag Büyükelçisi Mehmet Dönmez, oy hakkı bulunan yaklaşık 3 bin vatandaşımızdan sadece bine yakının oy kullandığını belirterek “Fenerbahçe maçına ilgi oy hakkına ilgiden daha fazla oldu” dedi. Vatandaşlarımızın yıllardır bekledikleri oy kullanma hakkından yeterince yararlanmamalarının kendisini üzdüğünü belirten Büyükelçi Mehmet Dönmez “İlgi beklenenin çok altında. Bugün 4’üncü gündeyiz oy kullananların sayısı toplam bine ulaşmadı. Üzüntü duydum doğrusu. Bugün de fazla vatandaş gelmedi. 30 bin seçmen bulunan Danimarka’da daha çok oy kullanılması gerekirdi. Vatandaşlarımızın bazılarının izinde olması bazılarının da randevu alamamış olması, uzakta olmaları katılımı düşürdü. Ama dün akşam maça 7 bin kişinin katıldığına bakarsak seçime biraz daha fazla katılım beklerdik” diye konuştu. Yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Fenerbahçe, üçüncü hazırlık maçında,İspanyol takımı Sevilla ile dün akşam Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da karşı karşıya gelmişti.

TWITTER’DAN ANLIK BİLGİLENDİRME

Üç adayın yarıştığı cumhurbaşkanlığı için yurt dışında başlayan seçim sürecinde gönüllüler aracılığıyla bir araya getirilen bilgiler, Twitter üzerinde #GurbetinOylari etiketiyle yayımlanıyor. 10 Ağustos’ta ise, sandıklardan haberler #TurkiyeninOylari etiketinden izlenebilecek.

OY KULLANAN ORANI YÜZDE 5

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının devam eden oy kullanma işlemine ilişkin Gurbetin Oyları grubundan, seçim gündemine ilişkin bilgiler aktarıldı. 2 milyon 722 bin 981 seçmenden birinci tur için sadece yüzde 178 bin 959’unun (yüzde 6.4) randevu aldığı, 1 milyon 380 bin 909 seçmen sayısıyla en büyük yurt dışı seçmen kitlesine sahip Almanya’da ise bu oranın yüzde 6.6 olduğuna dikkat çekildi.

SEÇİMDEN NOTLAR

Şu ana kadar yurt dışında oy kullanma oranının yüzde 5’e ulaştığı açıklanarak, seçim gündemine ilişkin şu notlar öne çıkarıldı;

* Frankfurt’ta mükerrer oy engellendi. Ailesinden sonra oy kullanmak isteyen bir seçmenin, Kayseri’de Havalimanı’nda da oyunu kullanmış olduğu tespit edildi. * Özellikle Berlin ve Essen’de gönüllü müşahitlerimizin, yasal müşahit kartları yanlarında olmasına rağmen seçimi gözlemlemek üzere sandık alanına girişlerine tamamen keyfi bir uygulama ile izin verilmedi. * Almanya’da bazı bölgelerde tutanakların kapılara asılması konusundaki ısrarlarımız sonuçsuz. * Oy zarfları kağıdının çok ince olması yüzünden çoğu zarfta seçmenin hangi aday için oy kullandığı zarf açılmadan belli oluyor. Bu seçimin adil ve şeffaflığına büyük darbe varabilecek bir etken olarak dikkat çekiyor.

RANDEVU SİSTEMİNİN İPTALİ DAHA BÜYÜK SORUN OLUR

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) randevu sisteminden randevu almış birçok seçmene, seçtikleri zamandan başka bir zamana bir randevu daha verilmesi, yani çifte zaman ataması yapılması nedeniyle ilk gün bazı sandıklarda kullanılan oya oranla yüzde 30 civarında seçmenin geri gönderildiği açıklandı. Çifte randevuların yarattığı sorunlar devam ederken, seçmen sayısının azlığı nedeniyle seçim sürerken randevu sisteminin tamamen iptal edilmesi için YSK’ya ve kamuoyuna yapılan baskının olumlu sonuçlanmasının daha büyük sorunlara yol açacağı belirtildi.

PARTİLERE ’MÜŞAHİT GÖNDERİN’ ÇAĞRISI

İki gündür yurt dışındaki seçimlere düşük katılım nedeniyle randevusuz oy kullanma başvurularının YSK tarafından reddedildiğini de duyuran gönüllüler, şu çağrıda bulundu:

"Bu durum toplu organizasyonlarla randevusuz oy kullanma teşebbüslerine yol açabilir. Özellikle daha kalabalık olması beklenen hafta sonunda denetimi sıkılaştırmak gerekmektedir. Randevu günü dışında ancak ve ancak gümrük kapılarında ve havaalanlarında oy kullanılabilir. Denetlemekle yükümlü olan sandık başkanları ve dış işleri personelinin baskı altına alınması durumunda genelgeye aykırı oy kullananları müşahitler olarak engelleyemeyiz. Gurbetin Oyları olarak, yeterli sayıda temsilci gönderemeyen tüm partileri bir an önce az sayıda sandık görevlilerinin olduğu ülke ve sandıklara müşahit göndermeye çağırıyoruz. Seçim hukukuna ve oylara sahip çıkmak adına, olası tüm usulsüzlüklerin raporlanması ve tutanakların paylaşılmasında desteğinizi bekliyoruz."

CAMİLERDEN TOPLU RANDEVU ÇAĞRISI

Pazar günü için her ülkeden haber aldıklarına da işaret eden Gurbetin Oyları gönüllüleri, "Camiler randevu alma sürecinde çağrıda bulunmuş ve vatandaşlara toplu olarak randevular alınmış. Elbette bunda bir usulsüzlük yok. Ancak otobüslerle sandığa gidecekleri gün pazar. Pazar günü çok kalabalık olacağı ve büyük baskılarla geçeceği beklentisi var" uyarısında da bulundu.

AVUSTURYA'DA 9 BİN OY KULLANILDI

Avusturya'da, 2-3 Ağustos 2014 tarihlerinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ilk tur oylaması bugün saat 17:00'da sona erdi. Türkiye'nin halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanının belirleneceği oylamada, diğer ülkelerde olduğu gibi Avusturya'da yaşayan Türk vatandaşlarının da oy hakkına sahip olmasıyla bir ilk gerçekleşti. Avusturya'daki gurbetçilerin kimisi tatil yolundaki gümrüklerde kimisi de çeşitli merkezlerde kurulan sandıklarda oyunu kullanmayı tercih etti. Seçimin ilk turunda kayıtlı seçmen sayısının 104 bin 536 kişi olduğu Avusturya'da, elçilik ve konsolosluk binalarının yeterli olmayacağı düşünülerek Viyana, Salzburg ve Bregenz şehirlerinde çeşitli salonlar kiralandı. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimine katılım beklenenin altında kaldı. Avusturya'da, yalnızca 6 bin 559 kişi oy kullanmak için randevu aldı. Görevlilerden alınan tahmini bilgilere göre ise 3 merkezde kurulan 77 sandıkta yaklaşık 9 bin kişi oy kullandı. Katılımın düşük olmasına neden olarak, seçimin gurbetçilerin izin dönemine denk gelmesi ve randevu sistemindeki sıkıntılar gösteriliyor.
BELÇİKA'DA OY KULLANMA SONA ERDİ
Cumhurbaşkanı seçiminde Belçika'da 127 bin 518 kayıtlı seçmenden 8 bin 66'sı oy kullandı.

Brüksel ve Anvers'te kurulan yirmi üçer sandıkta 31 Temmuz-3 Ağustos'ta kullanılan oylar, tutanak tutulmasının ardından siyasi partilerin de üye verdiği seçim komisyonlarının nezaretinde diplomatik misyonlardaki güvenli depolara taşındı. Mühürlü oy çuvallarının 5 Ağustos'ta yine seçim komisyonlarının nezaretinde Almanya'nın Köln kentine götürülerek Türkiye'den gelecek komisyona teslim edileceği belirtildi.
Read More...

Zamanında Tuğçe Kazaz iffetini açıp göstermişti.

Tuğçe Kazaz, 'Göğüslerini açan kadın mı iffetlidir' diyerek Türkiye Gündemini gereksiz yere meşgul eden 'Arınç ve kahkaha' tartışmalarına etkili bir giriş yaptı.

Durumu değerlendirmeden önce bazı önemli noktaların altını çizmekte fayda var.
Tuğçe Kazaz 2001'de düzenlenen bir güzellik yarışmasında birinciliği elde ettikten sonra tanınmaya başlanmıştı.  Sonrasında verdiği cesur pozlar ve de Kenan Doğulu ile yaşadığı aşk popülerliğini iyice arttırmış, ondan ayrıldıktan sonra 2005 yılında George Seitaridis isimli bir Yunan vatandaşıyla evlenerek Hristiyan olduğunu açıklamasıyla da gündemi uzunca süre meşgul etmişti. Bu seçimiyle ailesi tarafından reddedilen Kazaz'ın hikayesi yıllar sonra yeniden Müslüman olduğunu açıklaması, türban takarak defilelere çıkmasıyla yeniden ön plana taşınmıştı.

Bugün itibariyle birçok haber kanalının olayla alakalı manşetleri, Tuğçe Kazaz'ın geçmişte verdiği çıplak pozlar ve Din değiştirme tercihlerinin bir çeşit bel altı vuruşları gibiydi. Altını çizmek istediğim noktalar burası.
Bir insan özgür iradesiyle hayatını istediği şekilde yönlendirebilir, çıplak pozlar vermiş daha sonra kapanmayı seçmiş olabilir ya da Mülüman iken Hristiyan veya tam tersi bir inanç içerisinde bulunabilir. Bunların bir insan hayatının geçmişindeki mevcudiyetleri onu suçlamak için kullanılamaz, kullanılmamalı. Buna herkesin dikkat etmesi çok önemli bence.
Neyse gelelim asıl mevzuya, Tuğçe Kazaz'ın, Arınç'ı desteklemesine. Ne demiş peki?
Edepsizce göğüslerinin üzerine 'eylem' yazısı yazıp, kadının en mahrem yerini sokak ortasında açarak kendini basitleştiren bir kadın mı iffetlidir?

Öncelikle bu tip bir açıklama 'Keskelalaka' olmuş, bilerek bu cümleyi kullandım çünkü en doğru karşılık bu. Konu bir kadının kahkaha atmasıyla ilgili söylenen bir fikir değil mi? Çıplaklıkla bunun ne alakası var? Bu karmaşaya sürekli düşüyoruz, birisi bir şey söylüyor öbürü hiç alaksız yere bir beyanda bulunuyor. Kahkaha mevzusu nerede, çıplaklık mevzusu nerede?
Diğer bir husus da 'Size ne' meselesi. Geçmiş yaşantısında verdiği çıplak fotoğraflarla alakalı eminiz ki bir çok eleştiri almıştır Tuğçe Kazaz. Dediğim gibi yeniden Müslüman olmayı seçmesi, türbanlı resimler çektirmesi, fikirlerinin bazı yönlerde gelişmesi tamamen onunla alakalı ancak geçmişte kendisine yapılmasını istemediği, yapıldığında rahatsız olduğu şeyleri bugün başkalarına yapmaya kalktığında işte o nokta bizim konumuz olur.
Femenlerin bir felsefesi var, çıplaklık temelli ancak bedensellikten ziyade Aktivizm kökenli. Bu gerçekliği Tuğçe Kazaz'ın bilmemesi mümkün değil ancak bilmiyormuş gibi davranması olası görüldüğü üzere.
Başka ne demiş?
Dünya tuhaflaşmadı mı? Bizler kendimize tuhaf gelmiyor muyuz? Neden kızıyoruz çıkıp da bir başbakan yardımcısı, sırf kendimizi ait hissetmediğimiz bir partiden diye söylediklerinin bir cümlesini alıp sadece onu söylemiş gibi kullanıp kendimizi ve karşıdakini kutuplaştırmaya çalışıyoruz. Neden; çünkü onlardan mı bizim için? Peki onlar dediğimiz karşı tarafa kızarken kendimizde bir taraf olmuyor muyuz aslında?
Bir cümle alınmadı, Bülent Arınç, 'Toplum içinde kadınlar kahkaha atmamalıdır, bu iffetsizliktir' dedi. Bu cümleyi de tüm diğer söyledikleriyle beraber sarf etti. Yanlış bir düşünceye karşı çıkmak kutuplaştırmak değildir, kutuplaştırma çabalarını ortadan kaldırmaktadır. Bu cümlelerin ardından sağda solda herkes birbirinin gülmelerine kafayı takar hale geldi. Bu gülüyor, bu kahkaha atıyor durumlarına döndük, var mıydı böyle bir şey günler önce. Kim, bir başkasının  nasıl güldüğüne dikkat ediyordu?

Söylediklerini tekrar ve tekrar okudum, farklı bir görüş ya da temeli sağlamlaştırıcı düşünceler mevcut değil.
Sonuç olarak Tuğçe Kazaz, yeniden döndüğü Müslümanlık inancının gereği olduğuna inandığı bir takım açıklamalarda bulunmuş ve kahkaha atmanın iffetsizlik olabileceği fikrini dolaylı olarak kabul etmiş, bunu yaparken de konuyla hiç alakası olmayan kişilerin yaşamlarına müdahale etmiş, karışmış, baskı kurmuştur.
Özet bu sadece, yani nereden baksan tutarsızlık...   

alıntı : radikal   
Read More...

Ethem Sarısülük'ü öldüren polis tutuklandı.

Ankara'da Gezi Parkı protestolarına destek eylemlerinde Kızılay'da polisin silahından çıkan kurşunla vurularak hayatını kaybeden Ethem Sarısülük davasında mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı.

Kızılay'da polis memuru A.Ş.'nin silahından silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük davasının 6. duruşması yoğun güvenlik önlemleri altında Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

Dava nedeniyle adliye çevresinde ve duruşma salonunda yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Saat 10.30'da başlayan duruşmaya sanık polis A.Ş., sanık ve mağdur avukatlarının yanı sıra Sarısülük'ün yakınları ve bazı CHP'li vekiller de katıldı.



''JANDARMALARI ÇIKARIN TALEBİNE'' RET
Duruşmada avukatların 'jandarmaları dışarı çıkarın' talebine mahkeme başkanı "Geçen celse olan olaylar ortada. Jandarmayı dışarı çıkarmıyoruz"  yanıtını verdi.

Sanık vekilleri duruşmanın kapalı yapılması talebinde bulundu. Mahkeme duruşmanın kapalı yapılmasına ilişkin sanık vekillerinin talebini reddetti.

SAVCI, SANIK POLİSİN TUTUKLANMASINI İSTEDİ
Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin davada Cumhuriyet Savcısı, sanık A.Ş.'nin eyleminin meşru müdafaa olmadığını belirterek, olası kasıtla adam öldürmekten cezalandırılmasını ve tutuklanmasını istedi.    

SANIK POLİSE TUTUKLAMA KARARI
Mahkeme, sanık polis A.Ş.'nin tutuklanmasına karar verdi. Duruşma 3 Eylül çarşamba gününe ertelendi.

ALİ İSMAİL'İN ANNESİ GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Sanık polise tutuklama kararı çıkınca Ali İsmail Kormaz'ın annesi Emel Korkmaz gözyaşlarını tutamadı.

DURUŞMA SALONUNDA OLAY
Karar sonrası duruşma salonunda avukatlarla jandarma arasında arbede çıktı. Jandarmma, avukatları salon dışına çıkarmaya çalıştı.

Duruşma salonunda bulunan polis memuru A.Ş. de güvenlik kuvvetlerinin arasında adliye binasında güvenli bir odaya alındı.

ADLİYE ÖNÜNDE TOPLANDILAR
Dava öncesi bazı sivil toplum kuruluşları adliye bahçesinde toplandı. 



Dava nedeniyle adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Adliye girişleri, demir bariyerlerle kapatıldı.
Read More...

SGK prim borçlarına af kanunu mecliste

Maliye Bakanlığı'nca takip edilen kesinleşmiş vergi alacakları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nca takip edilen prim alacaklarının yeniden yapılandırılmasını öngören kanun teklifi, TBMM Başkanlığı'na sunuldu

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı vergi ve ceza affı yolda. Meclis'e sunulan tasarı, 15 ayrı vergi ve idari para cezasının yapılandırılmasını öngörüyor.

Hükümetin üzerinde çalıştığı kamu alacaklarına af getiren yasa teklifi Meclis Başkanlığı'na sunuldu.

AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ve arkadaşlarının verdiği teklif, 15 ayrı çeşit vergi ve idari cezanın yeniden yapılandırılmasını öngörüyor.

Motorlu taşıtlar vergisi, kurumlar vergisi, gerçek kişilerin gelir vergileri ile sigara cezaları, karayolu taşıma kanununa muhalefete ilişkin cezaları olanlar düzenlemeden yararlanabilecek.

Teklif, cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yeniden yapılandırma düzenlemesi olma özelliğini taşıyor.

Düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, 30 Nisan 2014'e kadar kesilen cezaların olan borçlarının cezaya giren tutarları, enflasyona endekslenerek yapılandırılacak.

Borca ilişkin bütün gecikme faizi ve zamları silinecek, ceza ve vergilerin ana paraları da 18 taksitte ödenebilecek.


Ayrıca 120 liraya kadar olan sigara içme cezaları ve bazı vergilerden kaynaklı 100 liraya kadar olan cezalar da silinecek.

Read More...

2014 de sağlık'ta büyük zamlar geldi.

TÜİK verilerine dayanarak yapılan araştırmaya göre, 17 sağlık madde fiyatının tamamında artış yaşandı. Sağlık madde fiyatlarında en dikkat çeken artışlar yüzde 6,71 artışla sezaryen ücretlerinde oldu.


Artık Parası olmayana sağlık hizmeti de yok

2014 yılı Ocak ayında 989,37 TL olan sezaryen doğum ücretleri 2014 yılı Nisan ayında 1055,78 TL'ye çıktı. Yüzde 5,86 artışla ameliyat ücreti oransal değerlendirmede ikinci en fazla artan sağlık madde fiyatı oldu. Diş dolgu ücreti 2014 yılı Ocak ayında 86,58 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 90,66 TL'ye yükselerek yüzde 4,71 arttı. Diş çekme ücreti 2014 yılı Ocak ayında 55,20 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 58,13 TL'ye yükselerek yüzde 5,30 arttı.

 Normal doğum ücreti 2014 yılı Ocak ayında 809,37 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 851,55 TL'ye yükselerek yüzde 5,21 arttı. Hastane yatak ücreti 2014 yılı Ocak 118,10 TL iken 2014 Nisan ayında 119,78 TL'ye yükselerek yüzde 1,42 arttı. İlaç ücretleri 2014 Ocak ayında 9,88 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 9,92 TL'ye yükselerek yüzde 0,46 arttı.

"MAAŞLARA YAPILAN ZAMLAR 4 AYDA YOK OLMA NOKTASINA GELDİ"

Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, araştırmaya ilişkin ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, maaşlara yapılan zamların 4 ayda yok olma noktasına geldiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Her şey zamlanıyor; fakat enflasyon farkını istemeyen Memur-Sen'in imzaladığı toplu sözleşme nedeniyle memurun maaşı eriyip gidiyor. Önümüzdeki aylarda da memur maaşları enflasyona yenik düşecek. Ekonomi çevrelerinin yıllık enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşacağı sözlerini de değerlendirdiğimizde memurların zammı enflasyon karşısında buharlaşacak."
Read More...

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bi git be adam"

Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Senin defolup gitmen lazım” dedi.

KILIÇDAROĞLU'NDAN ERDOĞAN'A "SENİN DEFOLUP GİTMEN LAZIM"

Partisinin grup toplantısında konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu Erdoğan için “3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

 CHP lideri Kılıçdaroğlu “Toplumu bölüyor, renklere tahammül edemiyor. Senin defolup gitmen lazım” ifadelerini kullandı. Okmeydanı’nda yaşananlara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu “Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunları çıkarsınlar. Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım” dedi.

​Huzur istiyoruz ama huzurlum bir Türkiye yok. Bu kötü günler arasında bize bir armağan hediye edildi. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da Altın Palmiye aldı. Onunla gurur duyuyoruz. Onun filmlerinin her karesi bir sanat eseri gibidir. İzlerken duygulanırsınız. Fazla konuşma yoktur ama kendinizi filmin içinde hissedersiniz. O bir sinema bilgesidir. Tekrar yürekten kutluyorum bize armağan ettiği ödül için.

Taşeron işçiliğin kaldırılmasını isteyen tek parti CHP’dir. Taşeron işçilik döneminin bitmesi lazım. Defalarca bütün mitinglerde bunu dile getirdim. TBMM binası dahil bütün kamu kurumlarında taşeron işçi çalıştırılıyor. Sendikalara sesleniyorum. Taşeronluğa karşıysanız adresiniz CHP’dir. Taşeronluğu Türkiye’ye bela eden bu düzeni savunacak mısınız savunmayacak mısınız? Soma eylem yapan bütün işçi kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Sizin emeğinizi satan sendikacılara sakın güvenmeyin. Her zaman sizin yanınızda olacağız.

İKİ MİLYON TAŞERON İŞÇİYE SESLENİYORUM

Ama hala gidip de sizin emeğinizi sömüren, örgütlenmenize engel olan bir siyasal partiye destek verirseniz başınıza daha çok şey gelecek. Hep beraber ağlayacağız ama ağlamak çözüm değil. Çözümü beraber üreteceğiz. AB’de, ABD’de, Japonya’da hangi haklar varsa Türkiye’de de o haklar olsun diyoruz biz. 2 milyon taşeron işçiye tekrar sesleniyorum. Kimse kusura bakmasın. Sizin yeriniz, sizin ocağınız CHP’dir. Siz halktan birisiniz. Sizin haklarınızı arıyoruz. Ne arıyorsunuz sağda solda. Umut mu bekliyorsunuz. Onlardan size umut yok. onların kendisi köşeyi dönmeyi istiyor.

Ölen kardeşlerinizin mücadelesini yapmak zorundasınız. Onlar da işçiydi siz de işçisiniz. Onlar da çalışıyorsunuz siz de çalışıyorsunuz ama emeğinizi sömürtmeden. Yeriniz artık bellidir. Geleceksizin. eliniz mahkum. Ya sömürülmeye katlanacaksınız ya da ben de emeğimin hakkını almak istiyorum diyeceksiniz.
Türkiye riskli bir sürecin içine girdi. Gerginlik yaşanıyor ülkede. Kullanılan dil gerginliği besliyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur ama biz tekerlek kırılmadan önce yol gösteriyoruz. Siyasetçinin sorumluluğu aydınlardan biraz daha fazladır. Çünkü temsil yetkimiz var. Halktan oy almışız. Kendisi sorun olan iktidara karşı çözüm üretmeliyiz.

“ÜÇ GÜN SUSSA ÜLKEDE HUZUR OLUR”

Emin olun 3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. Biz muhalefete görevimizi yapıyoruz. Hükümet ülkeyi akılla yönetmeli öfkeyle değil. Kendisiyle kavga eden bir siyasal anlayış olabilir mi?

“GERGİNLİK OLMASIN DİYE BAZI HATALARI GÖRMÜYORUZ”

Toplumda kutuplaşma gerginlik omasın diye çok hassas davranıyoruz. Bazı hataları toplumda fazla kutuplaşma olmasın diye görmüyoruz. Soma olaylarında Gezi olaylarında toplumda kutuplaşma olmasın diye çok hassas davrandık.
Biber gazını copları bizim milletvekillerimiz yedi. Neden? Vatandaşın çocuğu dövülmesin biber gazı yemesin diye. Yanlış mı yapıyoruz biz acaba.

Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunlar bunları çıkarsınlar. Biz bunlara karşıyız. Her zaman söyledim yine söylüyorum. O kişiler acaba kim? Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Şimdi toplumda bu kutuplaşmayı yaratanlar kimler. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım.
Ben 68 kuşağındanım. Hep ülkemin bağımsızlığını savundum, huzuru savundum. 1960 ihtilali sonrası üç siyasetçiyi darağacına gönderdik. o dönem belki birileri alkışladı ama bugün siyasetçilerin idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu hepimiz görüyoruz.

Daha sonra üç gencimizi idame gönderdik. Neden? İntikam hırsıyla.
Biz yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Uygar dünya yaşadığı acıları bir toplumsal kazanıma dönüştürdü.
Biz tarihten ders almadık. O acıları toplumsal kazanıma dönüştüremedik. birileri geldi bizi geçti biz toplumu ayrıştırarak yeni fay hatları yaratarak toplumu bölüyoruz.
Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasıyla karşı karşıyayız. Toplum ayrışmış durumda. Ayrıştıran bölen halkı kullanan halkı kendisine köle haline getiren siyasetçiler.

Eğer siz karşınızdaki insanı insan yerine koyup onun derdini acısını bilirseniz, acısını paylaşabilirseniz toplumsal kazanım yakalarsanız. Ama onu ötekileştirirseniz yakalayamazsanız. Siz düşünebiliyor musunuz empati kuramayan bir siyasetçi? Onu oy makinesi olarak gören bir siyasetçi. Onun sorunlarına çözüm üreten değil. Türkiye onları aşmak zorundadır.. Yeni bir Türkiye’yi yaratacağız. Farklılıklarımız var mı elbette var. Ama onları zenginlik olarak göreceğiz. Eğer siz birisini ötekileştirirseniz, yaptığınız tüm haksızlıkları meşrulaştırmış olursunuz.
İnanç açısından, mezhep açısından ötekileştirir ve ondan sonra söyleyeceklerine meşruluk kazandırmaya çalışır. Bakın tarihe. Biz bunlardan ders çıkardık mı? Hayır ders çıkarmadık. Her seferinde başa dönüyoruz. Biz kalkınamıyoruz, büyüyemiyoruz.

Kendi iç sorunlarıyla sürekli kavga eden bir siyaset anlayışını bir tarafa bırakmak zorundayız. Bizde güzel bir laf var “Susma sustukça sıra sana gelecek” işçilerimizin söylediği.
Sadece sizin sorunlarınızı değil Türkiye’deki bütün işçilerin sorunlarını çözmeye talibiz. Emeklinin sorunu, çiftçinin sorunu, işçinin sorunu, ev hanımlarının sorunu hepsini çözmeye kararlıyız.
Ama bu slogan ne zaman atılıyor? Sıra onlara geldiği zaman atılıyor. Oysa bizim inancımızda haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deniyor. Haksızlıklara karşı susmayacaksın.

“BU SENDİKA DÜZENİNİ, SENDİKA AĞALIĞINI YIKACAĞIZ”

Ben isterdim ki TEKEL işçileri Kızılay’da dövüldüğü zaman Türkiye’nin bütün işçileri Ankara’da olsun. ben isterdim ki Soma’da 301 işçi hayatını kaybederken bütün sendikalar orada olsun. Ama bunlar olmuyor. İşçi kardeşim size sözüm var, bu sendika düzenini, sendika ağalığını yıkacağız ve onlardan da hesap soracağız.
Ayrışmadan söz ettik, kamplaşmadan söz ettik. Siz kamplaştırırsanız renkleri yok edersiniz. Bir siyah kalır bir beyaz kalır. Oysa güneş bile yedi renkli. Neden politikacı sert bir dil kullanıyor? Neden umut vaat etmiyoruz. Neden hep kavga ediyoruz. Neden ağzını açtığı zaman tepeden tırnağa hakaretlerle bu insanı maruz kalıyor. Bakın 301 işçi hayatını kaybetti. Ben de Soma’ya gittim. Bir kadıncağız bize sitemini yaptı. Yanımdakine de bu kadıncağız haklı dedim.

“ÖRNEK VERDİĞİ TARİHTE DAHA AMPUL İCAT EDİLMEMİŞTİ”

Sonra bir de bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan zatta gitti. Evet gitmesi gerekir. Gayet güzel, bakın 301 kişi hayatını kaybetmiş. Yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk yetim kalmış. Eşler yok, evlatlar yok. Büyük acı yaşanıyor. Bu gidiyor, sanki miting meydanı gibi kürsüyü koyuyor, başlıyor konuşmaya. Doğal bir ölüm kabul ediyor. Madenciliğin fıtratında doğasında böyle ölümler var diyor ve 1870’in 60’ın İngiltere’sinden örnek veriyor. 1860’da Abdülmecit tahtta ve ampul icat edilmemiş. Sen nasıl bu örneği verirsin. Bundan sonra Soma ayağa kalıyor. Herkes itiraz ediyor, yuh çekiyor. Efelenerek vatandaşın üzerine yürüyor. Yuh çekersen tokadı yersin diyor.

“SENİ TOKATLAYAN ADAMIN HALA ARKASINDAYSAN ORAYA BEN ÜÇ NOKTA KOYUYORUM”

“Yahudi dölü” diye ona hakaret ediyor. Sonra 4 bin polisle gidiyor ve de markete sığınmak zorunda kalıyor. Sonra marketteki bir vatandaşı da tokatlıyor. İlk kez bizim tarihimizde, bir ülkenin başbakanı kendi vatandaşını tokatlıyor. Bu ülkenin insanlarının 76 milyonun vicdanına sesleniyorum. Seni tokatlayan adamın hala arkasındaysan oraya ben üç nokta koyuyorum. Kimse kusura bakmasın.
Böyle bir şey olabilir mi? Bu şu demek, gidiyorsunuz cenaze evine başsağlığı dilemeye. Cenaze sahibine hakaret ediyorsunuz, bir de dövüyorsunuz. Biz oraya acıları paylaşmak için gittik. Onlar itiraz eder elbette eder. Düne kadar kim dinledi onları? Adam yerine bile koymadılar. Gideceksiniz çalışacaksınız dediler.
Read More...

Çatı adayı Erdoğan'ı üzecek.

"ÇATI ADAY" ERDOĞAN'A İLK MAĞLUBİYETİNİ TATTIRACAK

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' konusuyla ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerine tepki gösterdi.'

Hamzaçebi, "O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hamzaçebi, 'Çatı aday' konusunu değerlendirdi. Hamzaçebi, "Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var; Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmamalıdır" dedi.

Hamzaçebi, "Cumhurbaşkanı bütün toplumun birliğini temsil eden bir kişidir, bir partinin adayı değildir" diyerek, şöyle devam etti:

"Şüphesiz bir partiye mensup olabilir ama seçildiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre tarafsız olmak zorundadır. Biz tarafsız cumhurbaşkanını tarif etmeye çalışıyoruz. Seçildiği anda partisiyle bir bağı varsa bu kesilecek ve toplumu temsil edecek. Çatı direkler, sütunlar üzerine yükselir. Direklerden herhangi biri olmaz veya eksik olursa sadece bir partinin oyuyla seçilip de ve o partiyi temsil eden bir kişi olarak hareket ederse bunun adı cumhurbaşkanı olmaz, partili bir cumhurbaşkanı olur, bu çatıda ayakta kalmaz çöker. Dolayısıyla aday bu şekilde olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak da bakmamak gerekir buna. Bu aday başka bir partiden de olabilir. Cumhuriyet halk Partili ve Milliyetçi Hareket partili bir adayı tarif etmiyoruz. Böyle bir tarifimiz yok. Milliyetçi Hareket Partisiyle buluştuğumuz çok temel bir nokta var Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmamalıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu Bir Türkiye, özgürlüklerden uzaklaşmış, insan hak ve özgürlüklerini kilitlemiş, bunların önüne engel koymuş tutsak bir Türkiye demektir. Bu kadar yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış bir kişi Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamına layık değildir."

'MHP İLE ÖNEMLİ OLAN İLKELERDE MUTABIK KALMAK'

"MHP ile bir temas başladı mı?" sorusuna Hamzaçebi, "Temas, bir şekilde olur. Önemli Olan ilkelerde mutabık kalmak" diye cevapladı.

Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'ın 'Çatı aday' öneriyle ilgili yaptığı "Aslında Pensilvanya'daki zat uyuyor ama onun da üniversite diploması yok" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şöyle konuştu:

"Kendisi mi düşünüyordu acaba, herhalde espri yapmıştır. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. O otursun kendisine baksın. Kendisi Cumhurbaşkanı olamayacaktır. Olmanın hesaplarını yapıyor, müzakerelerini yapıyor, ittifaklar arıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan ilk büyük yenilgisini bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacaktır. Ben buna inanıyorum."

Başbakan Erdoğan'ın 'Cadı avı' açıklamasına yönelik Hamzaçebi, "Amerika'da bir dönem 50'li yıllarda McCarthy dönemi vardı. O döneme benziyor. Yapsın bakalım. Türkiye hukuk devletidir. Bugün hukuku, egemenliği gücü altına almaya çalışan bir Tayyip Erdoğan vardır. Ama Türkiye'de hukuku milleti teslim alamayacaktır. Bu o kadar kolay değildir. Hukuk vardır. Kanunlarla kamu görevlilerinin görevlerine son verebilir, bunları yapıyor HSYK'da yaptı, başka kurumlarda yaptı. Bunların döneceği yerler vardır. En son milletten dönecektir. Sanmasın ki Bu yüzde 43 oy, onun antidemokratik otoriter uygulamalarına destektir. Hayır, hala 43 oyu yanlış yorumlayan bir Başbakan vardır."
Read More...

Utanmazlığın resmini yapabilir misin Abidin?

Erdoğan, dünkü grup konuşmasında birçok ismi ve Alevi yurttaşları hedef aldı. Hüseyin Aygün, Erdoğan’a ‘Çağımızın Muaviyesi’ diyerek yanıt verdi. Erdoğan’a verilen Soma tablosu tepki çekti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında konuştu. Erdoğan, yaptığı konuşmada yine toplumu gerecek sözler sarfetti. Başbakan Erdoğan’a TBMM’deki konuşmasının ardından madencilerle birlikte görüldüğü bir tablo hediye edildi. 2012 Temmuz’unda da Başbakan Erdoğan’a Ak Parti Van İl Kongresi’nde depremin simgesi olan Yunus Geray’ın fotoğrafı verilmişti. Erdoğan’ın konuşmasında satır başları şöyle:

MEVZUYU HALA ‘ANLAYAMADI’
»İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. Düğmeye basılıyor, legal illegal örgütler huzuru bozacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. Huzur istikrar ve ekonomi hedef alınıyor. Her gün sokaklarda şiddet vandallık görüntüsü. Ortada herhangi bir şey yok. Tek gerekçeleri ne? 12 tane ağaç.

SOMA’DA BİLE ‘ALEVİLER’ DEDİ
»Okmeydanı’nda eli kanlı terör örgütünün (DHKP-C) dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? O malum Tunceli milletvekili başta olmak üzere CHP vekilleri o örgütün vekilleri gibi davranıyorlar. CHP Alevi vatandaşlarımızın duygularını istismar etmekten, onlar üzerinden çatışma senaryolarını beslemekten başka hiçbir şey yapmamıştır ve yapmaz. Alevi vatandaşlarımın da bu yaşananlardan rahatsız olduğunu biliyoruz. Alevi vatandaşlarım lütfen iki yüzlü siyasetçilere prim vermesinler.

»Biz alevi kardeşlerimizin sorunlarını bir istismar olarak kullanılmasına asla izin vermeyiz. Hızır paşalar asırlar öncesinde kalmıştır. Açılın kapılar şaha gidelim diye, medet arama dönemi de asırlar öncesinde kalmıştır. Türkiye’de kimin ne meselesi varsa o bizim meselemizdir.

»Soma’da yaşananlar. Yahu orada bile Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma’ya getiriyorlar. Niye? Bu defa da Soma’yı karıştıracaklar. Ben buradan Soma’daki maden işçilerine sesleniyorum. Bu CHP’nin bu bölücü terör örgütü yandaşlarının, legal yada illegal örgütlerin oyununa gelmeyin. Sizi bunlar yalnız bırakırlar.

»Yaşanan onca tahrike rağmen, Allah’a sonsuz şükürler olsun bu millet oyuna gelmedi. Bu yetmez, biz yeni Burakcan’ların terörün içine sokulan yeni Berkin’lerin Okmeydanı’nda olaylarda ölen Uğur’ların Ayhan’ların ölmesine yitip gitmesine tahammül gösteremeyiz.

»Bu hafta sonu Almanya’daydım. Oradaki Ali’siz Alevilere miting yapma izni verilmiş. Alınan önlemler başarılı olduğu için hiçbirisi arzusuna ulaşamadı. birgün.net

Read More...

Siyasetiniz batsın yazık değil mi bu Annelere.

PKK’NIN ÇOCUKLARINI KAÇIRDIĞI AİLELER BDP’Yİ BASTI
Diyarbakır’da PKK’nın çocuklarını kaçırdığı aileler, bugün BDP il binasını bastı. BDP’lilerle çocukları kaçırılan aileleri arasındaki arbedeyi polis ayırdı,

Buradan çıkan aileler Dağkapı Meydanı’nda oturma eylemi başlattı. BDP yöneticileri ise PKK’ya katılımlarla ilgileri olmadığını belirterek, ailelerin tahrik edildiğini ileri sürdü.

Diyarbakır’da Endüstri Meslek Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi 15 yaşındaki Ö.Ç. ile berber çırağı olan kuzeni 15 yaşındaki B.Ç.’nin önceki gün PKK tarafından dağa kaçırıldığını söyleyen aileleri, bugün BDP il binasını bastı. İki kuzenin yakınları olan yaklaşık 10 kişilik grup, girdikleri bina içinde BDP’lilerle tartıştı. Çıkan arbedede tartaklandıklarını söyleyen aileler polis çağırdı. BDP binasına gelen çok sayıda polis, ailelerle BDP’lilerin kavgasını ayırıp, aileyi bina önünden uzaklaştırdı. Bu sırada aileler binadan ayrılırken, BDP’lileri alkışla protesto etti.

OTURMA EYLEMİ
BDP binasından ayrıldıktan sonra merkez Sur İlçesi’ndeki Dağkapı Meydanı’na gelen aileler burada oturma eylemi başlattı. Kuzenlerin babaannesi Guli Çetiner, Kürtçe ağıtlar yakarak torunlarının bırakılmasını istedi. Çetiner, "Ben kabul etmiyorum, çocuğumu istiyorum" dedi.
Lise öğrencisi Ö.Ç.’nin annesi Halime Çetiner, gözyaşları içinde oğlunun hasta olduğunu belirterek bırakılması istedi. Halime Çetiner, şunları söyledi:
"Oğlum şeker hastası, aynı zamanda astımı var. Oralarda perişan olur. İlaçlarını almazsa şekeri 300’e çıkar ve orada ölür. Benim oğluma bir şey olursa, sebebi onlardır. Oğlumu okulda aşılamışlar. Onları okullardan gönderiyorlar. Ben çocuğumu istiyorum."
’BEN ONU TÜP BEBEKLE YAPTIM’
PKK’nın kaçırdığı B.Ç.’nin anesi Saniye Çetiner de oğlunu tüp bebek yöntemiyle dünyaya getirdiğini belirterek, "Ben çocuğumu istiyorum başka bir şey istemiyorum. 3 gündür çocuğum yok. 3 gündür evimizde yas var. Pazar günü saat 16.00- 17.00 arası yemek yiyip çıkmış. Oğlum berberde çalışıyor. Bir arkadaşına mesaj çekmiş, demiş ’bizi götürüyorlar, biz gideceğiz’ demiş. Ben çocuğumu istiyorum" dedi.
Kaçırılan iki kuzenin aileleri daha sonra Dağkapı Meydanı’nda oturma eylemi başlatırken, kendilerine yakınları da destek verince sayıları 10’u buldu.

BELEDİYE ÖNÜNDEKİ AİLE SAYISI 11’E YÜKSELDİ
PKK tarafından çocuklarının kaçırıldığını iddia ederek Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde 19 Mayıs tarihinde oturma eylemine başlayan aile sayısı da, eylemin 9’uncu gününde 11’e çıktı. Çocukları dağa götürülen bazı aileler, çeşitli okullarda okuyan çocuklarına zarar gelmesinden endişe ettikleri için konuşmaktan ve görüntü vermekten kaçındı.

PKK’nın götürdüğü iddia edilen çocukların yaşı 14 ila 23 arasında değişiyor. Belediye binası önünde eylem yapan kadınlar, kendilerine destek vermek isteyen ve çocukları dağda olan çok sayıda aile olduğunu, ancak mahalle baskısı yüzünden buradaki eyleme katılamadıklarını söyledi. Bazı kadınlar sinir krizleri geçirip gözyaşlarına hakim olamazken, A.K.’nin annesi Yüksel Karaşin, oğlu bırakılıncaya kadar eyleme devam edeceğini, gerekirse açlık grevi başlatacağını, hatta kendisini yakabileceğini söyledi.
BDP’DEN AÇIKLAMA: GERİLLAYA KATILIMLA ALAKAMIZ YOK
BDP Diyarbakır İl Başkanlığı, çocukları PKK tarafından dağa kaçırıldığı gerekçesiyle parti binasına saldıran aileyle ilgili yazılı açıklama yaparak, hükümeti ve polisi eleştirdi. Açıklamada şöyle denildi:
"Bölgemizde kırk yıldır devam eden savaşın yegane sorumlusu olan TC. Tekçi devlet zihniyeti ve onun bugünkÜ yürütücüsü olan AKP hükümeti kanlı ellerini tekrar devreye sokmuşlardır. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Nevruz’uyla başlattığı barış süreci, AKP hükümeti tarafından sabote edilmektedir. Kürt halk önderi ve Kürt özgürlük hareketinin tüm sağduyu çağrılarına ve çabalarına rağmen, Türk devleti saldırılarına ara vermeden devam etmektedir. Kürt coğrafyasına kan deryasına çeviren Özel Harp dairesinin kirli ve kanlı oyunları Amed’te tekrar yüzünü göstermiştir. Faşist Türk polisinin provoke ettiği üç beş kendini bilmez kişi, BDP Diyarbakır il binasına saldırmıştır.

Kalekol yaparak parti binalarımıza saldırarak Kürt halkını yıldıracağını sanan AKP polisi şu an binlerce polisi ve zırhlı aracı ile il binamızı kuşatıp provokasyonlara zemin hazırlamıştır. Yalanhaber ve karalamalarla kamuoyunu yanıltılmaktadır. Halkımız ve partimiz karşı karşıya getirilmek istenmektedir. Özellikle barış süreciyle beraber provokatörler eliyle partimiz ve değerli halkımız karşı karşıya bırakılmak istenmektedir. Gerillaya katılımların bizim partiyle uzaktan yakından alakası olamadığını herkes bilmelidir."

BAŞSAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, PKK’nın çocukları götürüp alıkoymasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı. Başsavcı Solmaz, "2014/16234 soruşturma numarası ile çocukları Lice’ye götürenler ve alıkoyanlar hakkında soruşturma devam etmekte olup, soruşturmanın safahati ve sonucu hakkında kamuoyuna bilgi verilecektir" dedi.
Anneler ne diyor?
Dİyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı önünde PKK’nın dağa götürdüğünü çocuklarını bırakmasını isteyerek eylemlerini sürdüren annelerin görüşleri şöyle:
EYLEMİ İLK BAŞLATAN ANNE
Belediye önünde ilk eylemi başlatan 15 yaşındaki H.G.’nin annesi Safiye Gündüz: "Kızım 23 Nisan’nda piknik bahanesiyle kaçırıldı. Selahaddin Eyubi Anadolu Lisesi 2’nci sınıf öğrencisiydi. 4 çocuğum var. Kocam Ahmet Gündüz, Kuzey Irak’ta inşaat taşeronu olarak çalışıyordu. Şimdi o da işini bırakmış şu an eylem yerinde bekliyor. 2’si kız, 2’si erkek 4 çocuğum vardı. Bir kızım dağa gitti, diğer çocuklarım başka şehirlerdeki çeşitli üniversitelerde okuyor. Kızımın bırakılmasını istiyorum."

’OĞLUNU DAĞDAN İNDİREN KADIN BİZE UMUT OLDU’
15 yaşındaki F.E.’nin annesi Filiz Eren: "Oğlum F., H. ile aynı sınıftaydı. 19 Mayıs’ta geldik, bugün 9 gün oldu. 23 Nisan’da birlikte pikniğe gitmişlerdi. Orada 5 çocuğu kaçırmışlardı. Ondan sonra bir kadın üniversite yolunda eylem yaptı, ’çocuğumu getirin’ diye. Sonra onun oğluyla birlikte 3 çocuğu serbest bıraktılar. Biz de bunu televizyonda duyduk umutlandık. H.’nin annesi ile birlikte belediye önünde eylem yapmaya karar verdik ve burada eyleme başladık. Mücadelemize devam edeceğiz."
15 yaşındaki A.B.T.’nin annesi Fatma Türk: "Oğlumu Ergani’den götürmüşler. Seçimden 2 gün sonra evden çıktı ve bir daha dönmedi. 8 çocuğum var. A.B. en küçük çocuğumdu. Oğlumu istiyorum onu geri getirsinler. Partiyle alakası yoktu kendi halindeydi."
’GEREKİRSE AÇLIK GREVİNE GİRECEĞİM, HATTA KENDİMİ YAKACAĞIM’
16 yaşındaki A.K.’nin annesi Yüksel Karaşin: "Oğlum hastaydı, hiç alakası yoktu dağdakilerle. Kulağından iltihap akıyordu. 9 Nisan’da götürdüler. Ben oğlumu istiyorum. 8 gündür buradayım. Tüm bu eylemlerden önce Dağkapı Meydanı’nda tek başıma eylem yapmayı düşünüyordum. Oğlum gelir, onu bırakırlar diye bekliyordum. Sonra bu kadınların çocukları için eylem yaptığını televizyondan görünce ben de buraya gelip eyleme başladım. Açlık grevine gireceğim, gerekirse kendimi yakacağım. Küçük çocuğumu da alıp gelmişim. 4 çocuğum var evde bıraktım geldim ne yapayım?"

’AİLELER KORKUYOR’
17 yaşındaki M.T.’nin annesi Sarriye Tokay: "Oğlum 14 yaşında Namık Kemal Lisesi 1’nci sınıf öğrencisiyken gitti. 2 ay birinci sınıfa gitti, sonra onu götürdüler. Aslında bize katılmak isteyen bir çok aile var ama korkuyorlar, çekiniyorlar. Korkudan ve endişeden dolayı buraya gelemiyorlar. Onu kandırıp götürdüler, hastaydı gözlerinde rahatsızlığı vardı. Bütün annelere sesleniyorum bize destek versinler. Gültan Kışanak’a sesleniyorum, Baydemir’e sesleniyorum, Ahmet Türk’e sesleniyorum, devlete sesleniyorum; bize sahip çıksınlar, çocuklarımızı getirsinler."

’SAVAŞ İSTEMİYORUZ, ÇOCUĞUMU İSTİYORUM’
18 yaşındaki O.B’nin annesi Zeynep Baytok: "Oğlumu 40 gün önce kaçırmışlar. Serbest çalışıyordu. 9 çocuğum var. O. 5’nci çocuğumdu. Televizyonda buradaki kadınları gördük. Oğlumu geri versinler. Oğlumuzu verene kadar buradan kalkmayacağız. Biz savaş istemiyoruz. 6 günden beri buradayım. Çocuğumu istiyorum, bana oğlumu getirsinler."

’YA ÇOCUĞUMU BIRAKSINLAR, YA DA CANIMIZI ALSINLAR’
19 yaşındaki V.Ç.’nin annesi Meral Çapak: Oğlum 7 ay önce gitmiş. Okula gitti bir daha gelmedi. Televizyonlarda kadınların çocukları için yaptığı eylemi görünce hemen düşünmeden ben de geldim. Ya çocuğumuzu bıraksınlar, yada bizim de canımızı alsınlar. Biz çocuklarımızı istiyoruz. Çocuğumu serbest bıraksınlar. Bunu istiyoruz. Saf kendi halinde evden çıkmayan bir çocuktu, yani oraya gidecek bir çocuk değildi."
BİR OĞLU ASKER
21 yaşındaki Y.Y’nin annesi Hediye Yıldız: "Oğlum 17 yaşındayken dağa gitti. Burhanettin Endüstri Meslek Lisesi öğrencisiydi. 7 çocuğum var. Kocam işsiz, perişan olduk. 20 yaşındaki oğlum Recep de Yalova’da asker. Televizyonda annelerin eylemini gördüm ben de destek için ve oğlumun geri gelmesi için eyleme başladık. 6 gündür eyleme devam ediyorum. Televizyonda görüp geldim. Huzurumuz yok, her gün ağlıyoruz. Hem asker oğluma, hem de dağdaki oğluma ağlıyorum. Hasta çocuğum var evde. Her gün de buraya geliyorum. Eşimin işi yok o da buradadıır. Biz barış istiyoruz."
’KIZIM 1 YIL ÖNCE GİTTİ’
Diyarbakır ve başka kentlerde okuyan çocukları olduğunu, onlara zarar gelmesinden endişe duyduğu için görüntü vermek istemeyen, 24 yaşındaki F.A.’nın annesi Keji Aydemir de, kızının bir yıl önce örgüte katıldığını söyledi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde okurken kızını bir kez daha dağa götürülmek istendiğini, ancak durumu erken fark ederek polisle birlikte ona engel olduklarını söyledi. Anne Aydemir, "Kızım bir yıl önce gitti. Eskişehir Anadolu Üniversitesi son sınıf öğrencisiydi. Kızımın ve bizim hayatımızı bitirdiler" dedi.
’SANA İŞ VERECEĞİZ DİYE DAĞA GÖTÜRDÜLER’
21 yaşındaki S.U.’nun annesi Muhsine Uçakan: "48 gün oldu kızım gideli. 6 günden beri burada eylem yapıyoruz. Arkadaş ortamından tanıştığı kişiler onu dağa götürdüler. Sana iş vereceğiz diye kandırdılar. Kızım hastadır, sara hastasıdır. Gözleri iyi görmüyor ve dizlerinde rahatsızlığı var. Bunu dağa götürseniz ne yapabilir ki? Televizyonda kadınların çocukları için eylem yaptığını gördük ve kendi çocuğumun bırakılması için eyleme destek verdik."


http://www.haber3.com/pkkdan-sok-yalanlama-2692865h.htm#ixzz32wQIJvOC
Read More...

Erdoğan kurmaylarına kızdı köpürdü: "Tembel tembel oturmayın."

AK Parti'nin anketinde Erdoğan'a büyük şok

Soma faciasının ardından AKP’nin yaptığı anketler, hükümetin oylarının düştüğünü gösterdi. Köşk seçimi yapılan ankette de Gül’ün önde olması Erdoğan’ı çok kızdırdı. Kurmaylarına 'tembel tembel oturmayın' dedi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından yenilenmesine karar verilen Yalova ve Ağrı seçimlerine kısa bir süre kala Ankara’da tansiyon yükseldi.

 Başbakan Erdoğan’ın masasında iki ille ilgili seçim anketleri bulunuyor. Anketlerde, AKP’nin oylarının iki ilde de düşük çıktığı öğrenildi. Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın, kurmaylarını fırçaladığı ve “Ankara’da tembel tembel oturmayın” diyerek parti yöneticilerini fırçaladığı bildirildi.

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi açıdan kritik bir haftaya girdi. 1 Haziran’da iki ilde yenilecek olan seçimler Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de gösterge olacak. Bu nedenle Başbakan Erdoğan, Ağrı ile Yalova’da yapılacak seçimlere büyük önem veriyor.

Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'nın haberine göre; Soma’da yaşanan facianın ardından çeşitli anketler yapıldı. Bu anketlerle Cumhurbaşkanlığı ve iki ildeki seçim eğilimleri ölçülmeye çalışıldı. AKP yöneticilerinden edinilen bilgiye göre, Soma faciasının ardından oylarda belirli oranda bir düşüş yaşandığı görüldü. Hatta seçim yapılacak iki ilde de, AKP’nin oylarının 30 Mart’ın da altına düştüğü tespit edildi. Bunun üzerine, Başbakan Erdoğan yakın kurmaylarını iki ile gitmelerini istedi. Hatta kulislerde, Başbakan Erdoğan’ın kurmaylarını Ankara’da oturduğu için fırçaladığı “Tembel tembel Ankara’da oturmayın. O iki ili de istiyorum” dediği konuşuluyor. Erdoğan, hafta sonu Yalova’da miting yaparak, partisine oy istemişti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, seçimi yenilenecek illerde çalışmalar yürütüyor.

YERKEL “GÖREVDEN ALINDI” İDDİASI
Öte yandan yine, Soma faciasının siyasi sonuçlarını araştıran AKP, faciadan çok Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in, bir madenciye tekme atmasının toplum üzerinde büyük bir tepkiye yol açtığını belirledi. Bunun üzerine, Yerkel’in Başbakanlık makamından uzaklaştırıldığına yönelik haberler basına servis edildi. Ancak Başbakanlık’ın resmi sitesinde Yusuf Yerkel’in ismi halen özel kalem müdür yardımcısı olarak geçiyor. Bu durum kafaları karıştırdı.

GÜL ÖNDE
Öte yandan AKP içinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yapılan bir anket de konuşuluyor. Kısa bir süre önce AKP, isim belirtmeden, “Cumhurbaşkanlığı’na kim aday olsun” sorusu yöneltildi. Anket, büyükşehirlerde yapıldı. Ankette, yüzde 25 Cumhurbaşkanı Gül, yüzde 24 Başbakan Erdoğan, yüzde 18 Meral Akşener, yüzde 17’de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç çıktı. Bu durum parti yönetiminde de rahatsızlığa yol açtı.

Read More...

İnce: "Başbakan'dan 3 yalova palavrası."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Yalova mitinginde söyledikleri CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin tepkisine neden oldu.
Sözcü’ye konuşan İnce şunları söyledi;
Başbakan Erdoğan Yalova’daki konuşmasında palavralarını sıraladı.
Birinci palavrası hiçbir zaman AKP bir oy fark ile seçimi kazanmadı. Tek bir mazbata verildi o da CHP’li Vefa Salman’a…
İkinci palavrası hile yapıldı diyor. Aslında söylediği doğru ancak hileyi yapan biz değil onlardı. Kendilerinin sandık görevlisini de biz belirleyecek değiliz. Zihinsel engelli kişi oy kullandı diye iptal edildi. Bir diğeri de meclis üyesinin yeğeninin kullandığı oy iptal gerekçesi oldu…
Üçüncü palavrası ‘Yalova’yı deprem enkazının altından biz kurtardık’ diyor. Buna inanan bir Yalovalı varsa cumhuriyet meydanında takla atacağım. Bu kadar büyük palavra ayıptır günahtır. Depremin üzerinden üç sene geçmiştir ne yapmıştır? Hiçbir şey. Bir şey yaptılar o da  deprem vergilerini almaya devam ettiler.
Bir başbakanın alt-üst geçit sözü vermesini, pazar yerinin üstünü kapatacağız demesini, ağız diş sağlığı için bina kiraladıklarını bile söylemesini anlamak mümkün değil. Bir başbakanın bu kadar küçüldüğünü ilk kez görüyorum. Bu kadar küçülen Cumhuriyet tarihindeki ilk başbakandır.
Bu seçimde hiç itiraz olmayacak çünkü açık ara alacağız.
Başbakanın mitingini yüksek bir binadan izledim. Bursa ve Kocaeli’nden gelen otobüslere özel park alanı yaptılar. 500 otobüslük park alanı yaptılar. İstanbul’dan gelen büyük tekneler kuyrukta bekledi iskeleye yanaşmak için…Yalovalılar aşırı insan geleceği için sokağa çıkmamıştı.
Read More...

Erdoğan Cumhurbaşkanı adaylığını açıkladığı gün Başbakanlık'tan istifa etmeli.

Seçimlere katılan kamu görevlilerine istifa zorunluluğunu hatırlatan Aşık, Erdoğan’In buna istisna sayılamayacağını iddia etti.

İşte Melih Aşık’ın yazısının ilgili bölümü:
Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’na göre adaylığı kesinleşen kamu görevlilerinin istifa etmesi gerekiyor.
Kanunda hakimler, savcılar, öğretim üyeleri gibi meslekler sayılmış… Ancak milletvekili ve bakanlar ayrıca sayılmamış. Vural Savaş, Atilla Kart gibi hukukçular Meclis üyelerinin de kamu görevlisi olduğunu, Başbakan aday olduğu takdirde görevden istifa etmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Buna karşılık Burhan Kuzu gibi AKP sözcüleri Başbakan’ın istifa zorunda olmadığını iddia ediyor. Düşününüz ki… Başbakanlık’ta bir düz memur iseniz, seçim kampanyasında kamunun imkânlarını kullanmamanız için görevden istifanız gerekiyor. Ama Başbakan iseniz istifanız gerekmiyor… Böylesi mantıksızlığı bir kuzu bile kabul edebilir mi?

Hatırlarsanız yerel seçimler öncesinde belediye başkanlığına aday olan bakanlar, yasada açık hüküm olmamasına karşın, doğrusunu yaparak etik gerekçeyle istifa etmiş, Başbakan da o gerekçeyi yerinde bularak istifaları kabul etmişti. Hatta istifalarını Başbakan istemişti.
Başbakan 12 Temmuz’da adaylığı kesinleştiği anda görevini bırakmalıdır…
CHP ve MHP de konuyu bir zahmet şimdiden gündeme getirmelidir.
Read More...

'Başı örtülü kıçları dar elbiseli'

'Başı örtülü kıçları dar elbiseli'

Cumhuriyet yazarı Cüneyt Arcayürek, Başbakan Erdoğan'ın 'Boğaz’a nazır villalarda oturup ahkâm keserler, lüks kafelerden âleme nizam verirler' sözlerini eleştirdi.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Cüneyt Arcayürek, günün en sert yazılarından biriyle gündemde. Daha önce de "nefret söylemi" eleştirilerine hedef olan Arcayürek yazısında başörtülü kadınlar için kullandığı ifadeler nedeniyle tepki topladı.

"BAŞI ÖRTÜLÜ KIÇLARI DAR ELBİLSELER İÇİN KIVRAK..."
Arcayürek, Başbakan Erdoğan’ın “Boğaz’a nazır villalarda oturup ahkâm keserler, lüks kafelerden âleme nizam verirler” sözlerini eleştirdiği yazısında “Oysa etrafına bir baksa...  Sayesinde birden aşırı lüks içinde yaşayan öyle çok gruplar ve pahalı marka satan dükkânlardan çıkmayan, başı örtülü kıçları dar elbiseleri içinde kıvrak öyle Müslüman kızlar görecek ki” dedi.

İşte Arcayürek'in yazısındaki ilgili bölüm:

Polisi eleştirenleri de, Okmeydanı olaylarının da birinci sorumlusu olarak hükümeti gösterenleri de, Boğaz’a nazır villalarda (söyleminde ellerinde viski kadehleri demesi eksik) oturup ahkâm keserler, lüks kafelerden âleme nizam verirler, diye suçluyor.

Oysa etrafına bir baksa... Sayesinde birden aşırı lüks içinde yaşayan öyle çok gruplar ve pahalı marka satan dükkânlardan çıkmayan, başı örtülü kıçları dar elbiseleri içinde kıvrak öyle Müslüman kızlar görecek ki...

Ama bunlara hayret etmez, eleştirmez Başbakan: Onun, din sömürüsü ile zengin olanları, yıllarca gelip geçen iktidarların zulmünde yaşadılar, haklarıdır, diye savunacağından kuşkunuz olmasın!..
Read More...

Ziyaretci Sayısı