İçeriklerin Başlangıcı buradan.

Links Alo Haber

Bu bloglara bir göz atın

Links Alo Haber

Bu bloglara bir göz atın

LİNK 2 Alo Haber

Enteresan haber notları inginç içerikler.

LİNK 3 Alo Haber

Güncel Blog.

LİNK 4 Alo Haber

Haberin hası As Haberler

LİNK 5 Alo Haber

Habere Zum yap MedyaZum

LİNK 6 BİKİNİ TANGA

Pınar Altuğ Bikini de giyerim Tanga da

LİNK 7 EN GÜZELLER

Bilime göre dünyanın en güzel 10 kadını

LİNK 8 EN İYİLER

En iyi gizli kamera şakaları

LİNK 9 MELEZ GÜZELLER

Melez Türk güzeller

LİNK 10 BİKİNİLİ GÜZELLER

Bikinili güzel Ünlüler

Doğal Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğal Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Obez yapan besinler hangileri.

En çok kilo aldıran besinleri doğru tespit etmek, kilo verirken de bize fayda sağlayacaktır. Böylelikle kilo aldıran besinlerden kaçınabiliriz.



 Kilo aldıran yiyecekleri belirleyemezsek, diyetimizde hangi besin grubundan kaçınacağımızı da bilemeyiz. Peki en çok kilo aldıran besinler hangileri? Kilo aldıran diyet diye bir şey var mı birlikte bakalım. İşte bilimsel araştırmalara göre en çok kilo aldıran 7 besin...
1

İşlenmiş etler: The New England Tıp Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmaya göre, işlenmiş et tüketimi tek başına 4 yılda ekstra yarım kilo almaya neden oluyor. Sosis, salam, jambon gibi işlenmiş et ürünleri, şişmanlatıcı gıdalardır. Demir ve proteinin zengin birer kaynağı oldukları doğru olsa da, aynı zamanda bileşiklerinde doymuş yağlar vardır. Bu yağlar, fazla miktarlarda tüketildiğinde çeşitli sorunlara neden olabilir. Doymuş yağlar, çoğunlukla, kötü kolesterol seviyelerini arttırır ve böylece kardiyovasküler hastalıkların gelişmesine neden olur. Buna ek olarak, bu yağlar vücudun belirli bölgelerinde, karın ve bacaklar gibi, çok çabuk birikir.
2

Diyet içecekler: Imperial College London'ın yaptığı yeni bir araştırmada, düşük kalorili tatlandırıcılı içeceklerin, şekerli içeceklere kıyasa kilo kaybına faydası olduğunu gösteren somut bir veri bulunamadı. Profesör Swithers, "Diyet gazlı içeceklerin kötü olabileceğini düşünüyoruz çünkü tükettiğiniz şekeri sindirmeyi zorlaştırıyor. Hayvanlar gerçek şeker aldıklarında, bunu sindirmekte zorlanıyorlar ve hormonların verdiği tepki değişiyor, kandaki şeker seviyesi artıyor ve bu da kilo alımına neden oluyor" diyor.
3

Patates cipsi: Patates cipsinin hiçbir zaman sağlıklı bir yiyecek olduğu düşünülmemiştir. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre son 4 yılda patates cipsi en çok kilo aldıran yiyeceklerin başında geliyor. Cipsin tek başına sağlıksız olması yetmezmiş gibi, patates cipsiyle tüketilen şekerli içecekler de kilo almaya neden olur.

4

Patates kızartması: Listede en çok kilo alımına neden olan ikinci besin ise patates kızartması. Patates kızartması tek başına 4 yılda ekstra 1 buçuk kilo almaya neden oluyor. Patates kızartmasının kilo aldırması sadece çok yağ çektiği için kalorili olmasında yatıyor, aynı zamanda işlenme süreci de kilo aldırıyor.
5

Alkol: Alkolden aldığınız kalori vücut tarafından kolay kolay depolanmıyor ve yağa çevrilmiyor. Ancak bu yine de alkolü masum bir pozisyona taşımaya yeterli değil. Çünkü bu noktada alkolün yanında tükettikleriniz ön plana çıkıyor.Örneğin, 100 kalorilik bir alkollü içecekle birlikte 100 kalorilik bir tabak makarna tükettiğinizde vücut önce alkolün kalorilerini yakmaya başlıyor. Fakat alkolün yanında veya hemen ardından tükettiğiniz makarnanın kalorileri vücutta depolanmaya başlıyor. Academy of Nutrition and Dietetics Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmaya göre alkol alımı günde fazladan 384 kalori almaya neden oluyor.
6

Diyet ürünler: "Light" veya diyet ürünler şişmanlatıcı gıdalar arasında başı çeker. Günümüzde, her bir ürününün normal ve light seçeneğini piyasaya sunan markalar mevcut. Bununla birlikte, çoğu “light” ürün, genellikle bir bileşeni azalttıkları zaman yaşanan lezzet kaybını telafi edebilmek için sodyum, yağ ve diğer toksik ve yapay tatlandırıcılarla doldurulur. Mutlaka bu tarz gıdalardan da uzak durun.
7

Beyaz ekmek: Fakat beyaz ekmeğin posa içeriği neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu sebepledir ki, beyaz ekmek tüketiminden sadece birkaç saat sonra kişi tekrar açlık hissi duyar. Beyaz ekmek tüketimi bel bölgesinden kilo almanıza neden olur. Glisemik indeksi yüksek bir besin olduğu için tüketim sonrası salgılanan fazla insülin sebebiyle besinler direkt yağ olarak depolanır. Bu depolama da çoğunlukla bel çevresinde gerçekleşir. Fakat tam tahıllı ekmeğin glisemik indeksi düşüktür. Kan şekerinden ani iniş çıkışlar yaratmaz ve daha az insülin salgılanır. Bu şekilde hem daha çok tok kalmış olursunuz, hem de yedikleriniz yağa dönüşmeden vücut tarafından kullanılır.

Read More...

Endüstriyel yoğurt kanser sebebi.




Hemen hemen her sofrada yer alan yoğurtla ilgili çok önemli uyarı geldi. Bizim faydalı diye yediğimiz yoğurttaki asıl tehlikeyi Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar açıkladı.

Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, endüstriyel yoğurdun yoğurt olmadığını ve son dönemde artan kanser vakalarında bunun etkisinin ilk sırada olduğunu söyledi.
Kanser hastalığı her geçen gün artıyor. Etrafımızda her gün birisine kanser teşhisi konulduğunu duyuyoruz. Uzmanlar, kanserdeki bu kadar yoğun bir artışı yalnızca sigara ile alkolle ve obezite ile açıklamanın mümkün olmadığını düşünüyor.

Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Dizdar bu kadar çok hasta ortaya çıkmasını herkesin maruz kaldığı bir etmenle olabileceği görüşünde. Beslenme açısından da birbirinden çok farklı sosyal statüdeki insanlarda da kanserin görüldüğüne dikkat çeken Dizdar, "şunları hayatınızdan çıkarın diyebileceğiniz neler var" sorusuna şu cevabı verdi:
"Biz bilim adamları olarak geçtiğimiz yıllarda bunu çok tartıştık. Birinci sırada olan yoğurt hala ilk sıradaki yerini koruyor. Bizim ülkemizde yoğurt, diğer ülkelere göre açık ara daha çok tüketilen bir üründür. Yoğurt, beslenmeden öte insan vücudunun dengesinin korunması açısından da çok önemlidir."

Bu sözleri ifade eden Yavuz Dizdar, bir noktanın altını çiziyor. "Ama işlemden geçmemiş, endüstriyel yoğurt olmamalı" diyor. Dizdar, endüstriyel yoğurttan niçin uzak durulması gerektiğini de şöyle anlayor:

"Çünkü endüstriyel yoğurt, yapay bir ürün. Ekşimiyor, dolapta bekleyen yoğurdu haftalar boyunca üstten yemeye devam etseniz bir şey olmuyor. Bunu ben defalarca test etmiş biri olarak biliyorum. Biraz dikkat eden herkesin de bildiğini düşünüyorum.

Bir ürün bu kadar çok tüketiliyorsa, bu kadar derin bir değişime gitti ise sorun var demektir. Bir gıdanın bozulma biçiminin dönüşmüş olması, ekşimenin ötesinde küflenmeyi bile atlıyor olması içerikte çok fazla değişiklik yapıldığını gösterir. Kimse kusura bakmasın. Bunlar yoğurt değiller. "
Ana fermente ürünün yoğurt olduğunu hatırlatan Dizdar, maalesef Türkiye'de olmazsa olmazın başında yoğurt ve ayranın geldiğini hatırlatıyor.

HER ŞEY SON 10 YILDA DEĞİŞTİ

Türkiye'de yoğurdun bir 10-15 yıl önce kesinlikle böyle olmadığını hatırlatan Dizdar, bu yeni yoğurt yönteminin bilinçli bir şekilde Türkiye'ye dayatıldığını söyledi. Dizdar, bu güçlerin, yoğurda ilişkin Türkiye'deki yasal tebliğleri bile değiştirdiğini ifade etti. Kendisinin bu konuda eleştirileri gündeme getirdiğinde bazı endüstriyel yoğurt üreticilerinin, "Hocam size bozulmayan yoğurt verdik daha ne istiyorsunuz" diyenlerin olduğunu dile getirdi.
Dizdar, "Peki hayatımızdan her şeyi ile yoğurdu çıkarmalı mıyız?" sorusuna da kesin bir cevap veriyor. "Kesinlikle hayatımızdan çıkarmamalıyız. Tam tersine mümkün olduğu kadar daha çok yer açmalıyız. Ama, endüstriyel yoğurdu bırakıp yoğurdu evde yapmalıyız" diyor.

Rota Haber
Read More...

Yaban mersini'nin göze faydaları


Yaban mersini kullanımı 1860 yıllarına dayanan çok eski bir bitkidir. Modern tıbbın olmadığı dönemler de insanın tedavisi için zaten şifalı bitkilerin kullanıldığını hepimiz biliriz. Ama yaban mersini kadar eskiye dayanan pek az bitki vardır. Yaban mersini özellikle o dönemlerin en etkili ve yaygın hastalığı olan ishal ve dizanteriye karşı kullanılmıştır.

Orta çağ avrupası bu hastalıklar ile boğuşurken en önemli yardımcıları hep yaban mersini olmuştur. Yaban mersini ile bizim güney illerimizden mersinin hiçbir bağlantısı yoktur. Ülkemizde Marmara ve karadenizde ki ormanlarda yetiştiği bilinir. Ama yaban mersini istenirse meralarda da yetiştirilebilir.

Özellikle de sulak alanlarda çok fazla ilgi göstermeden de yetişmesi sağlanır. Yaban mersininin meyveleri haziran ayında toplanmaya başlar ve eylül ayı sonuna kadar devam eder. Yaban mersini böbrek ve mesane hastalıklarında da çok sık kullanılır.

Hatta bunun kullanımı tarih kitaplarında 1600 li yılları işaret etmektedir. Şeker hastalığı nedeni ile göz retinası bozulmalarında da kullanıldığı bilinir. Hatta 2. dünya savaşında savaş pilotlarına yaban mersini verildiğini tarih kitapları yazmaktadır.
Read More...

Evde doğal elma sirkesi yapıyoruz.


Bugün size benim yeni favorimden bahsedeceğim. Hatırlarsanız yazın evde kendi bitki yağımı kendim yaptığımdan bahsetmiştim. Bugünlerde ise favorim sirke yapımları. Herşey birkaç ay önce, sirke ile ilgili bir yazıda Prof. Dr. Ayten Altıntaş’tan ,satın aldığımız sirkelerin fabrikalarda içine asetik asit dökülerek birkaç saat içinde yapıldığını ve sağlığa çok zararlı olduğunu öğrenmemle başladı. Sonra ev sirkesinin hem çok lezzetli hem de her derde derman olduğunu öğrenince kolları sıvadım tabi. Evde sirke yapımlarına başladım. İlk denemem elma ve portakal sirkeleri oldu, ardından limon sirkesi yaptım ve gayet başarılı oldular. Nar sirkesini ise beceremedim, rengi muhteşemdi, fakat küflendi ve çöpe gitti ne yazıkki. Birşeyi yanlış yaptım galiba. Aslında olsaydı gıda boyası yerine tatlı ve pastalarda denenebilecek müthiş bir renge sahipti. Yapay gıda boyası yerine nar sirkesi bir alternatif olabilir kesinlikle doğal ve zararsız.

 Eskiden köylerde büyük toprak varillerde yapılırmış sirkeler. Daha sonra ne olduysa bu adetlerimizden kopuvermişiz. Şehre yerleşme ve fabrikasyon sirkelerin çıkması biz de “nasıl olsa hazırı var” düşüncesini oluşturmuş. Ve sirkeyle olan bağlarımız kopmuş. Sanayinin de sınır tanımayan herşeyi ucuza imal etme mantığı bizi sağlımızdan etmiş. Fabrikalarda 2 saat içinde, içerisine asetik asit eklenerek oluşturulan berrak sıvıya “sirke” demeye dilim varmıyor. Doğal sirke zaten o kadar asitli de olmuyor. Doğal sirkenin lezzetini bilmediğimiz için o sirke sanarak aldığımız şey bize güzel geliyor. Haydi hep birlikte evde sirke yapmaya. Elma sirkesini ben elmanın sadece dış kabuk ve çekirdek kısımlarından yaptım. Zaten şehrin ortasında bütün elmadan sirke yapmak hayal. Bir ton para verip aldığımız meyveyi yeyip, kalan kısımlarından sirke yaptım.

Aslında köy yerinde yazın ağaçlar meyve dolu. Yere düşüp çürüyorlar. İşte onlar tam sirke yapmalık. Gelelim zararsız, ucuz, temiz ve doğal elma sirkesinin yapımına: evde elma sirkesi Elinizdeki elma kabuk ve çekirdek kısımlarını bir cam kavanoza doldurun. Üzerine 1/4 elma, 3/4′ü içme suyu olacak şekilde su doldurun. Eğer keskin seviyorsanız elmaların üzerine kadar su doldurun. Kavanoza elinizde varsa bir kaşık elma sirkesi ya da bal ekleyin. İlk yaptığım zaman bal eklemiştim. Sonrakilerde ben bal eklemedim. Bu işlem sirkenin mayalanmasını kolaylaştırıyor. Eklenmese de oluyor. Kavanozu güneş görmeyen biryerde ağzı açık, tülbent bağlı şekilde saklayın. Ya da benim yaptığım gibi kavanozun tepesine bir kumaş kese ve lastik geçirip hem ağzının açıkta kalmasını hem de karanlıkta kalmasını sağlayabilirsiniz. Bu şekilde elmaların 15-20 günde çürümesi sağlanır. Bu süre içinde yine elma ekleyebilirsiniz. Elmalar suda iyice çürüyüp yumuşadıktan sonra, bu karışımı tülbentten süzün ve elma cüruflarını çöpe atın. İçerisine 2-3 nohut, bir parça ekmek, biraz kalın tuz atarak sirke kavanozunun kapağını kapatın. Kapatırken sirkeye bir isim verin, mesela Ayşe. Kapağı kapatırken “adını Ayşe verdim 40 gün sonra seni çağıracağım” diyerek sirkenizi kurun. (Bu isim verme işlemini kayınvalidemden öğrendim.) Kırk gün sonra ise sirkenizi ismiyle çağırarak açabilirsiniz. Tabi sirkenin üzerinden ne kadar zaman geçerse o kadar lezzetli ve değerli olduğunu söyler eskilerimiz. elma sirkesi İkinci olarak ise portakal sirkesini denedim. Ne duymuş ne de görmüşlüğüm vardır. Sırf soyduğum portakal kabukları çöpe gitmesin diye yaptım sirkesini. Yani ben uydurdum diyebilirim. Kötü olursa yemeklerde kullanmasam bile temizlik için kullanırım diye düşündüm. Gerçekten hiçbirşeyi çöpe atmamak lazım. Portakal ve limon sirkesini de tıpkı elma sirkesi gibi kabuklarından yaptım. Gelelim elma sirkesinin kullanım alanı, fayda ve şifalarına. Birçoğu kendi tecrübe ettiklerimdir: Elma sirkesini hem bakterileri hem virüsleri hem de mantarları öldürmek için kullanabilirsiniz.

 Elma sirkesi çok iyi bir koku giderici ve dezenfekte edicidir. Koku gidermek istediğiniz yerlerde rahatça kullanabilirsiniz. Ayrıca mutfak bezlerinin dezenfeksiyonunda da kullanabilirsiniz. Elma sirkesini çamaşır makinesinde yumuşatıcı gözünde kullanıyorum. Hem çamaşırları yumuşatıyor hem de deterjanın zararlı koku ve etkilerini azaltıyor. Ayrıca düşük sıcaklıklarda yıkanan çamaşırlarda koku problemi olmuyor. Bir diğer şey ise çamaşırlardaki lekeleri çıkardığını hayretle gözlemledim. 3-4 sene önceden kalma bir lekeyi çıkardığını farkettim. Bulaşık makinesinde parlatıcı gözünde elma sirkesi kullanıyorum. Diğer parlatıcılar yapay olup durulanmadıkları için direkt midemize iniyor. Çoluk çocuğunuza parlatıcı yedirmek istemezsiniz değil mi? Güneş yanıkları, sinek ısırıkları gibi kaşıntılı durumlarda elma sirkesini bir pamuğa damlatın ve kızarık yere uygulayın. Acısını alıp kaşıntıyı geçirecektir. Elma sirkesi ile suyu karıştırarak camlarınızı temizleyin. En pahalı deterjanlara taş çıkardığını hayretle gözlemleyeceksiniz. Ayrıca elma sirkesi halınıza aniden birşey döküldüğünde harika bir temzileyicidir. Lekelenen yeri bol sirkeli bezle silin, lekeden eser kalmayacaktır. Karbonat ve elma sirkesi ile (yada portakal sirkesi de olabilir) lavaboları ovduğumda ışıl ışıl parladığını ve kirlenmenin geciktiğini gözlemledim. Elma sirkesi ile dişler fırçaladığında ağızda müthiş bir ferahlık oluyor ve dişleri beyazlatıyor.

 Elma sirkesi ve soda karışımı çok iyi bir cilt temizleyicisi. Sivilceler için de çok faydalı bir karışım. Elma sirkesinin topuk dikenine iyi geldiğini pekçok kaynaktan okudum. Bunun için yapmanız gereken topuk dikenini sürekli sirkeyle temas ettirmek. Bir beze sirke dökerek ayağa bağlamak ve ayağı sirkeli suda bekletmek çok faydalı. Saçlarınızın kepeksiz olması ve ışıldaması için elma sirkesini kullanabilirsiniz. Elma sirkesini ayrıca hazım problemleri, sinüs enfeksiyonları, saç dökülmesi, kilo vermek için, reflü, gut, artrit, sistit, mantar enfeksiyonu, yüksek tansiyon, menopoz sıkıntıları, siğil, ayak-vücut kokusu, zona, uçuk, varisler, uykuya dalmada güçlük,yorgunluk ve kolestrolde güvenle kullanabilirsiniz. Kanser, şeker hastalığı ve kemik erimesinden korunmak için de elma sirkesinden faydalanabilirsiniz. Tabi sağlıkla ilgili olan kısımlarda kesinlikle hazır sirke kullanmayın. Çünkü faydadan çok zarar getirecektir. Sirke hakkında son birşey de elma sirkesinde çeşitli bitkileri bekleterek, bitki sirkeleri yapabilirsiniz. Mesela size iyi gelen şifalı bir bitkiyi yaptığınız elma sirkesinde 20 gün-1 ay kadar bekletin. Böylece elma sirkesinin şifasını iki katına çıkarmış olursunuz. Mesela adaçayı menopoz sıkıntılarında çok önemli bir bitkidir. Adaçayı sirkesini yaparak salatalarınıza ve yemeklerinize kullanıp sıhhatli bir yaşam sürdürebilirseniz. İlaç kullanmadan, yan etki görmeden..


Read More...

Bu besinleri tüketin obez olmayın.

Sağlıklı ve doğru gıdaları alarak obezitenin önüne geçebileceğimize dikkat çeken uzmanlar beslenme alışkanlıkların değişmesiyle bu hastalıktan kısa sürede kurtulmanın mümkün olduğu görüşündeler. Peki obeziteyi önleyen besinler nelerdir?



Türkiye Avrupa'da obezitenin en sık görüldüğü ülke durumuna geldi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü 2017-18 raporunda 34 ülkede 20-79 yaşları arasındaki kişilerde obezite görülme sıklığının yüzde 19 olduğunu açıkladı.

Ülkemizde özellikle 7-8 yaş kız çocuklarında hızlı kilo sorunu yaşanıyor. Bu yaş grubunda her dörk çocuktan birinde fazla kilo ya da obez olma belirtisi var. Hal böyle olunca çocukluk çağından ergenlik dönemine geçişte kilo alımının kontrol altına alınması ileriki yıllarda obezite sorununun Türkiye'de daha ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmasını engeller.

Biyolojik ortam dışında direkt olarak obezitenin gelişmesini sağlayan en önemli çevresel etmenler ise kronik stres, fazla şeker ve yağ içeren besin tüketiminde artış, büyük porsiyonlarda yemek yeme, yaşam boyu egzersiz yapmamaktır. Fakat son yıllarda çevresel toksinler, yiyecek noksanlığı ve yüksek yağlı diyet uygulamalarının obezite ile ilgili genlerde metilasyon, asetilasyon gibi epigenetik değişikliklere neden olarak hem yeme isteğini artırdığı hem de yağ dokusunun hızla büyümesine neden olduğu biliniyor.

Eğer sağlıklı besin seçiyor ve öğünlerde yeterli miktarda yiyecek tüketiyorsak yağ yakımı artar, iştah dengelenir ve kortizol azalarak obezite oluşumu önlenir.

Obeziteyi önleyen 10 sağlıklı besin

ÇİLEK, KİRAZ, BÖĞÜRTLEN: Çilek, böğürtlen, kiraz ve ahududu gibi koyu kırmızı renkli bu taze meyvelerin kalorileri düşük ama içerdikleri özel antioksidanlar nedeniyle de yağ depolamasına engel olan meyvelerdir. Yoğurda ekleyerek ara öğünde tüketilmeli.

KOYU YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER: Yeşilin rengi koyulaştıkça A, C vitamini artıyor, kalsiyum miktarı zenginleşiyor ve diyet lifi de artıyor. Yeşil yapraklı tüm sebzeler neredeyse kalorileri yok denecek kadar az olduğundan doyana kadar yenebilecek vitamin depolarıdır. Kalorileri az, yağ yakıcı fitokimyasalları içeren ıspanak, semizotu, marul, maydanoz, dereotu, taze nane, roka salatalara bolca eklenirse obeziteyi önleyen sihirli etki yapar. BALIK: İyot, omega 3, selenyum ve protein nedeniyle şişmanlatmayan kırmızı ete göre daha az kalori içeren balık haftada üç-dört kez yenildiğinde yağlanmayı önlüyor.

FINDIK, FISTIK: Her ne kadar sağlıklı yağ içeriği yüksek ve bol kalorili olsa da magnezyum, B1 vitamini, selenyum gibi kalori yaktırmayı arttıran vitamin ve mineralleri çok miktarda içerirler.

ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı içerdiği E vitamini, polifenoller, oleik asit ve neredeyse yüzde 10'un altında doymuş yağ asidi içerdiği için vücutta yağ oksidasyonunu sağlayarak obeziteden korunma mekanizması sağlar. Salatalara ve zeytinyağlı yemeklere kişi başı bir yemek kaşığı, çorbalara kişi başına bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyerek besinleri hazırlamak obeziteden korunmada en doğru miktardır.
Read More...

Ayak mantarına çare Kına

Ayak mantarının genellikle genç ve erişkin erkeklerde görülen ve çok sık rastlanan bir deri hastalığı olduğuna dikkat çeken Dr. Coşkun, “Tedavisi basit ama çok inatçı ve dirençli bir hastalık olduğu için kolay kolay geçmez, asla kendiliğinden kaybolmaz.

 Ayağınızın altında kepeklenme, kızarma ve kuruma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Onun dışında kaşıntı, kızarma, su toplama, soyulma ve yarılma gibi görüntü meydana gelir. Ayrıca, aynı ayakkabıyı giymek, uzun süre çorap kullanmak ve çok nemli ortamda bulunmak ayak mantarına sebep olur” dedi.


Dr. Coşkun, mantardan korunmak için ayağın temiz, serin ve kuru tutulması gerektiğini kaydederek, “Pamuklu, yün veya bunlar gibi emici maddelerden yapılmış çorap giyilmelidir. Kullandığınız kremlerin veya ilaçların yanında ben size kınayı tavsiye ediyorum. Çünkü kına hem cilde faydalıdır hem de yanık, kızarık ve soyulmuş bölgelerde harikadır.

 Bildiğimiz toz kınayı 1 litre suya 5 tatlı kaşığı ilave edin 20 dakika fokur fokur kaynatın ve ılıyınca mantarlı bölgeyi yıkayın. Böylece o bölgedeki inatçı mantar iyileşme yoluna girer. Bu uygulamaya en az 1 ay devam edin ve mümkün olduğu kadar temiz oksijeni ayağınızdan eksik etmeyin. Kına sayesinde ayak mantarını bir ay içerisinde silebilirsiniz” diye konuştu.
Read More...

Doğal destekleyici bir içecek : Ayran

Köpüğü, yağlı, aroması ve lezzetiyle vazgeçilmez tatlardan olan ayranın, hem sağlık açısından hem de serinletici etkisi nedeniyle özellikle yazın tüketilmesi tavsiye edildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından "milli içki" olarak nitelendirilen ve her mevsim tüketilen içeceklerin başında gelen ayranın, yöreden yöreye yapılışı ince ayrıntılarıyla farklılık gösteriyor. Küçükbaş hayvancılığın, belde ve köylerinde yaygın olarak yapıldığı Şanlıurfa'da ayran, bölgeye özgü yağlı yoğurttan üretiliyor.

Lezzetindeki sırrı, köpüğündeki süt yağında gizli olan ayran, koyun sütünden yapılan yoğurttan üretildiğinde ise gerçek tadına ulaşıyor. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra makinelerde de üretilen ayran, çeşitli evrelerden geçirilerek sofralara sunuluyor. Yaz aylarında sıcaklığın 50 derece civarına ulaştığı Şanlıurfa'da, özellikle yazın serinlemek için içecek olarak ayran tercih ediliyor.

Hem doğal hem serinletici

Harran Üniversitesi (HRÜ) Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hayoğlu, sıcakların etkisi, günlük koşturmalar ve spor aktiviteleri sırasında vücudun su kaybederken mineral maddelerin de kayba uğradığını söyledi. Bunun sonucunda vücudun elektrolit dengesinin bozulduğunu, tansiyon, baş dönmesi, baş ağrısı, toleransın düşmesi, sinirlilik ve göz kararması ile halsizlik problemlerinin ortaya çıktığını belirten Hayoğlu, bu durumun sağlık problemleri ortaya çıkardığını dile getirdi.

Hayoğlu, vücuttan kaybolan su ve mineral maddelerin en kısa zamanda yerine konması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Bunun ise doğal ve destekleyici gıdalar tarafından sağlanması en iyi ve uygun olanıdır. Ayranda hem doğal olması hem de içerdiği besin maddeleri ve mineraller açısından bu doğal destekleyici gıdaların başında gelmektedir. Ayran ideale en yakın besin olan sütteki tüm besin maddelerini içermesi yanında fermente bir içecek olduğundan süte göre bazı avantajlara da sahiptir. Örneğin laktoz intoleransı olan ve süt içemeyen kişiler, sütteki laktoz parçalandığı için ayranı rahatlıkla içebilir."

Vitamin çeşidi yönünden zengin olan ayranın faydaları

Hayoğlu, ayranın içerdiği proteinlerin yanı sıra çok sayıda vitamin çeşidini de barındırdığını belirterek, şöyle devam etti:

"Ayran, vücut için gerekli olan yağ asitleri ve başta kalsiyum olmak üzere, magnezyum, potasyum, sodyum, fosfor ve çinko gibi mineral maddeler bakımından çok önemli ve faydalı bir kaynaktır. İçerdiği kalsiyum hem kemik erimesini önleme açısından hem de özellikle çocuklarda kemik ve diş gelişimi ve sağlığı açısından oldukça önemlidir. Ayran ayrıca yağda eriyen A,D,E,K vitaminlerinin vücuda alımına da katkı sağlar. Ayran içerdiği laktik asit ve laktik asit mikroorganizmaları sayesinde sindirim sistemini rahatlatır ve düzenler, bağışıklık sistemini güçlendirir, gıda zehirlenmesi ve kanser gibi sağlık problemlerine karşı vücudu destekler, sakinlik verir, dinlendirici, serinletici ve ferahlatıcı özellik gösterir."

Hayoğlu, sıcakların kendini hissettirmeye başladığı bu dönemde insanlara suni ve sağlıksız içecekler yerine hem sağlıkları hem de serinlemeleri için ayran içmelerini tavsiye ettiklerini kaydetti.
Read More...

Günde bir kase üzüm ye kanser olma.

ÜZÜMÜN FAYDALARI DUYANLARI ŞAŞIRTIYOR.

Üzüm; A vitamini, B1 vitamini, C vitamini, E vitamini, demir, kalsiyum, potasyum, sodyum, magnezyum ve fosfor gibi vitaminler ve mineraller açısından oldukça zengin bir besin. Sağlık sorunlarında getirdiği çözümler ise en az içeriği kadar fazla. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Çiğdem Bölük Öngüner, üzümün mucizevi etkilerini anlattı.

Üzüm kansere karşı koruyor

Üzümün en önemli özelliği, çok güçlü bir anti-oksidan olmasıdır. E vitamininden 50, C vitamininden ise 30 kat daha fazla anti-oksidan özellik göstermektedir. Bilinen tüm meyveler içinde en güçlü anti-oksidandır. Bu yönüyle de kansere karşı koruyucudur.

Kanser tedavisindeki olumsuzlukları gidermeye yardımcı olur. Özellikle siyah üzümün kabuğunda ve çekirdeğinde anti- kansorejen ve anti-oksidan özellik taşıyan maddeler bulunmaktadır. Araştırmalar bu maddelerin beyin hücrelerini koruduğunu göstermektedir.

Kolesterolü dengeliyor

Üzüm kalp damar sağlığı açısından da oldukça faydalıdır. Yüksek kolesterol problemi yaşayan kişilere kolesterol düşürücü olarak önerilmektedir. Kolesterol üzerine etkisi, iyi kolesterolü yükseltip kötü kolesterolü düşürmesi şeklinde gerçekleşir. Resveratroller, kan damarlarını ve kılcal damarları güçlendirerek damarları korumaktadır. Böylece damar sertliğini önleyerek hem kalp krizi riskini hem de yüksek tansiyon sıkıntısını azaltmaktadır.

Kataraktın düşmanı üzüm

Üzümün içindeki proantosiyanidinler beyin ve karaciğer hasarı üzerine beta karoten, C vitamini ve E vitaminlerinden daha güçlü bir koruyucu etki göstermektedirler. Ayrıca bu maddeler, kanın sulanması ve kan akımının hızlanmasında da görev almaktadırlar. Böylece özellikle gözdeki kılcal damarları güçlendirerek gözün saydam tabakasını korumakta, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan görme bozukluklarının azalmasına da yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca katarakt oluşumunu da engellemektedir.

Üzüm cildin yaşlanmasını geciktiriyor

Üzümde bulunan flavanoidler ciltteki kollajen ve elastin dokularını koruyarak erken yaşlanmayı önlerler, cildin sıkı ve elastik olmasını sağlarlar. Hücre yenileyici etkisi ile cildin güzelleşmesine yardımcı olurlar. Üzüm antihistaminik özellikte taşımaktadır. Üzüm çekirdeği histamin salgısını azaltarak alerjiye karşı önleyici etki göstermektedir.

Saçları güçlendiriyor

Flavanoidler, saç hücreleri üzerine de etkilidirler. Saçın büyümesini uyarırken saç hücrelerinde de artışa neden olurlar. Platelet agregasyonunu engelleyerek felce karşıda koruyucu etki göstermektedirler.

Dikkat eksikliğinin ilacı

Üzüm çekirdeği kullanımı deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Yapılan çalışmalar, üzüm tüketiminin çocuklarda dikkat eksikliği- hiperaktivite problemlerinede faydalı olduğunu göstermektedir.

Üzüm anti-oksidan ve demir içeriği yüksek bir meyve olması nedeniyle yorgunluğun giderilmesinde etkilidir ve unutkanlığa karşı da koruyucudur. Aynı zamanda üzüm tüketimi C vitamininin etkisini de artırmaktadır. Kan yapıcı özelliği ile üzüm kansızlığa da iyi gelmektedir. Kansızlık için ayrıca üzümden yapılan pekmez ve üzüm suyu tüketilebilir.

Günde 1 kase üzüm stresi azaltıyor

Üzümün posa içeriği de oldukça yüksektir. Hazmı kolaylaştırıcı ve kabızlığı giderici etki göstermektedir. Üzümün, taze olarak günde bir orta boy kase kadar (200gr) ya da kuru olarak 1 kahve fincanı tüketilmesi, yorgunluğun giderilmesine ve stresin azalmasına yardımcı olmaktadır.

Unutulmamalıdır ki; üzüm şeker içeriği de yüksek bir besindir. Bu yüzden şeker hastalarının üzüm tüketim miktarlarına dikkat etmeleri gerekmektedir.
Read More...

Biberiye yağı ile canlı saçlar ve cilt bakımı

Biberiye yağının saça ve cilde faydaları


Biberiye, iğneye benzeyen ince yapraklı, daima yeşil kalan bir bitki türüdür.

Biberiye yağının saça ve cilde faydaları resimleri

Biberiye bitkisi pek çok yönde faydalı bir bitki olarak hem zayıflamada, hem cilt bakımında hemde hijyen sağlamada oldukça başarılıdır.

Biberiye çayı özellikle sindirim sistemine faydalıdır. Yağı ise cilt bakımında kuıllanılır. Ayrıca Biberiye, derin temizlik sağlar ve antibakteriyel ürünlerden daha mikrop kırıcı özelliğe sahiptir.

Zihne ve bedene canlılık veren ve tansiyon düzenleyici bitkisel etki yapan biberiye yağı, profesyonel spor yapanlar tarafından da masaj biçiminde kullanılmakta ve kas ağrılarına, kas kramplarına karşı faydalı tarafından yararlanılmaktadır.

Biberiye yağının saça Faydaları:
Saç dökülmesi alopesi şikayeti olanlar, saç uçlarında kırılma görülenler için ve ayrıca migren ağrıları için saç ve kafa derisi bölgesinin masajı son derece faydalı olmaktadır.  Biberiye Yağının Saça Faydaları sadece saç dökülmesi için değil kepek şikayeti olanlar için de son derece önem arz eder. Saçları besleyen biberiye yağı, saç köklerini ve dokusunu besleyerek saç dökülmesine mani olur.  Yağlı saçlar için biberiye yağı iyi bir saç temizleme kürü olabilmekte ve saçları yağlardan arındırmak için bir hayli işe yaramaktadır.  

Biberiye Yağının cilde Faydaları:
Biberiye de bulunan turmerik yağlar  cildin ph dengesini dengede tutuyor.  Alternatif bitkisel tedavi yöntemlerinde sıkça kullanılan biberiye yağı burun tıkanıklığı için papatya yağı ile birlikte kullanıldığında önemli bitkisel faydalar sağlıyor.
Read More...

Zencefil'in faydaları nelerdir.

Yemeklerde ve içeceklerde kattığı tadın yanı sıra inanılmaz faydaları olan zencefili yaşamınıza dahil etmeniz için pek çok sebep var.

 Birlikte göz atalım…

Tıpkı bir ilaç gibi diş ağrısı, migren, adet sancısı gibi ağrılarda kullanabileceğiniz anti-inflamatuar özelliğe sahiptir.

Her türlü ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Eğer kendinizi kötü hissederseniz, taze zencefil suyu veya çayı içmeyi deneyin.

Yüzyıllardır bilinen en temel özelliği antioksidan oluşudur. Vücuttaki yabancı maddeleri, toksinleri atmak için en güçlü yardımcınızdır.

Grip, soğuk algınlığı gibi durumlarda size destek verir. Kısa sürede ayağa kalkmanızı sağlar.

Bunun için limon ve balla karıştırdığınız sıcak suya birkaç dilim zencefil atın ve demleyerek için.


Read More...

Yorgunluk ile başa çıkmanın yöntemleri.

İş yoğunluğu, koşuşturmalı büyük şehir yaşamı ve mevsim geçişi derken günlük tempomuzu düşüren kronik yorgunluk hepimizi olumsuz etkiliyor. 

Oysaki kolayca uygulanabilecek sağlıklı beslenme programı ve yaşam tarzınızda yapacağınız küçük değişikliklerle yorgunluğunuzu üzerinizden atmanız mümkün.

Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, kadınların kabusu olan kronik yorgunluktan korunma yolları hakkında şu bilgileri veriyor.

Yeterli ve dengeli beslenme yorgunluğunuzu alır

Kansızlık, enfeksiyonlar, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, metabolik bozukluklar (hipoglisemi), hormonal problemler (hipotiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği), kanser gibi ciddi sağlık sorunlarında yorgunluk bazen ilk işarettir.

Yorgunluk, tekrarlayan ve uzun süren stresin, uyku problemlerinin, depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunların sonucunda da oluşabilir. Alkol ve sigara kullanımı, yorgunluktan korunmak için kullanılan uyarıcılar ve bazı ilaçlar ve daha da önemlisi beslenme yanlışları yorgunluğun başlıca nedenlerindendir.

Yeterli ve dengeli beslenme, yorgunluğu önlemenin en önemli yollarından birisidir. Öğünlerinizde dikkat edeceğiniz birkaç küçük kural kendinizi zinde hissetmenizi sağlayacaktır.

Yumurta ve kırmızı et demir eksikliği kaynaklı yorgunluğu önler

Yorgunluğun temel nedeni demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Kadınlarda daha sık gözlenen kansızlığı önlemek için haftanın belirli günlerinde demir içeriği yüksek olan yumurta tüketilmelidir.

Haftada 2-3 kez kırmızı etin yanında mutlaka demirin vücut tarafından kullanımını artıran C vitamini içeren sebze ve meyvelerin tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Çok koyu çay ve kahve tüketimi demir emilimini azalttığı için yemekten hemen sonra tüketilmesi önerilmez. Kuru meyvelerin demir içeriği yüksektir. Ara öğünlerde kan şekerinin dengelemesi açısından tüketilmesi önemlidir.
Read More...

Şimdi dondurma zamanı.

Sütten üretilen dondurma, aynı zamanda sağlıklı tatlı seçeneklerinin başında gelir. 

Çünkü;

• Kaliteli protein kaynağıdır.

• A vitamini açısından zengindir.

• Riboflavin vitamini açısından zengindir.

• Kalsiyum ve fosfor minerallerini yüksek oranda içerir.

• Az miktarda D vitamini içerir.

• Birçok tatlıya nazaran kalori içeriği daha düşüktür.

ÇOCUĞUNUZ SÜT SEVMİYORSA...

Büyüme ve gelişme çağında protein, kalsiyum ve fosfor kemik ve kas gelişimi açısından elzemdir. Dondurma, içeriği ile bu gereksinmenin karşılanmasında yardımcı olur. Özellikle süt tüketmeyi sevmeyen çocuklarda süt yerine tüketilmesi günlük besinsel ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olur.

GEBELİKTEKİ KALSİYUM İHTİYACI İÇİN...

Gebelik döneminde; anne adayının kaliteli protein ve kalsiyum ihtiyacı artar. Anne bu gereksinmesini karşılayamazsa, bebek annenin depolarını kullanır ve doğum sonrası anne de kemik erimesi gibi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle gebelerin günlük 600 ml (3 bardak) süt ve süt ürünleri tüketmesi gerekir. Bu gereksinmenin bir kısmı dondurma ile karşılanabilir.

YAŞLILAR DA TÜKETEBİLİR

Kilo almakta güçlük çeken, çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılarda günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir kaynak olarak kullanılabilir.

KEMOTERAPİ ALAN KANSER HASTALARI

Kemoterapi alan hastalarda, kimi zaman kemoterapi tedavisinden hemen sonra yanma hissi ve iştahsızlık gözlenebilir. Buna paralel bulantı ve kusma şikâyetleri baş gösterebilir.  Bu tür hastalarda, dondurmanın genellikle kolay tüketildiği ve bulantıya sebep olmadığı gözlenmiştir.

Zayıflamak isteyen kişi dondurma tüketebilir mi?

Günlük beslenme programından 1 bardak süt ve 1 dilim ekmek eksilten kişi, diyet yaparken de günde 2 top dondurmayı ara öğün olarak tercih edebilir.

Şeker Hastaları dondurma tüketebilir mi?

Kan şekeri düzeyi kontrol altına alınmış ve obez olmayan şeker hastaları; diyetisyenlerinin önerisi doğrultusunda haftada 1-2 defa 1 top sade veya meyveli dondurma tüketebilir. Piyasada bulunan tatlandırıcı ile hazırlanmış şeker içermeyen dondurmalar da günde 1-2 top ara öğün yerine tercih edilebilir.

BUNLARA DİKKAT!

• Gerçek sütten yapılmış dondurmalar tercih edilmelidir.

• Süt kreması veya kaymaktan yapılan dondurmalar, daha nadir tercih edilmelidir.

• Dondurma; süt ürünü olduğundan ötürü uygun koşullarda saklanmadığında zehirlenme riski yaratabilir. Bu nedenle; soğuk ve karanlık ortamda saklanmalıdır.

• Erimiş, eridikten sonra yeniden donmuş dondurmalar kesinlikle tüketilmemelidir.

• Paket dondurmalarda, üretim izni ve son kullanma tarihi kontrol edilmeden tüketilmemelidir.

Read More...

Ceviz ve cevizin faydaları

Uzun zamandır sağlık üzerine yazımız olmamıştı. Bugün ceviz ve faydaları ile başlayalım istedik.
Önce ceviz nedir? Kısaca anlatalım.

Ceviz botanikte Juglandaceae familyasından Juglans cinsinden bir ağaç türüdür. Karşılıklı dizilmiş yaprakları tek tüysüdür. Ceviz ağacı kışın yapraklarını döker. Meyveleri sert kabukludur. Kabuğun içindeki meyvenin şekli insan beynine benzer. Meyvesi taze olarak tüketilebildiği gibi genelde kurumuş şekli daha fazla kullanılır.

Meyvesi birçok yemekte malzeme olarak kullanılmakla birlikte tek başına daha fazla kullanılır.
Ceviz ağacının gövdesi de mobilya yapımında çok kaliteli  bir kerestedir. Ayrıca ceviz ağaçlarının ürünleri boyacılıkta da kullanılmaktadır.
Ceviz meyvesinin besin değerleri (100 gr)ceviz f21 300x225 Cevizin Faydaları
A vitamini: 30 İ.U.
Tiamin 0,48 mg.
Niasin: 1.2 mg.
Fosfor: 380 mg.
Kalsiyum: 83 mg.
Potasyum: 225 mg.
Demir: 2.1 mg.
C vitamini: 3 mg.
Yağ: 64.4 gr.
Karbonhidrat: 15.6 gr.
Protein: 15.0 gr.
Kalori: 654

Ceviz meyvesinin faydalarına bir göz atarsak…

Cevizde vitamin, protein, mineral oranı çok yüksektir. Kalori değeri çok yüksektir. Sağlığımız açısından çok önemli olan doymamış yağ oranı da yüksektir.
Cevizin içeriğinde olan omega 3 ve omega 6’nın beynimize ve zeka gelişimimize çok faydalı olduğu biliniyor. Bu yönüyle hafızayı kuvvetlendirir.

Omega 3 yağının kan basıncını düşürmesi özelliği yüksek tansiyona iyi gelir
Besin değeri yüksek olduğu için vücuda enerji verir.
Cevizin antitoksidan özelliği vücudumuzdaki toksik maddelerin atılmasını sağlar.
Kolesterolü düşürmede yardımcıdır.

Hazımsızlığı gidermede faydalıdır.
İshal ve kabızlığın giderilmesinde faydalıdır.
Göğüs ağrılarında ve öksürükte faydalıdır.
Ceviz yağı bağırsak kurtlarının dökülmesinde faydalıdır.

Nasırlara sürüldüğünde nasırlarda iyileştirme etkisi vardır.
Cilt hastalıklarında ve cilt lekelerinin giderilmesinde faydalı olduğu biliniyor.
Ceviz bal ile birlikte tüketildiğinde basura faydalıdır.
Ceviz damar sertliğinin giderilmesinde çok önemli yardımcı bir meyvedir. Bu yönüyle kalp hastalıklarında da çok faydalıdır.

Cevizdeki omega 3 yağı ve antioksidan maddeler birçok tümörlerin ve kanser türünün gelişmesini yavaşlatır. Yani kansere karşı çok faydalıdır.
Cevizin uyku sorunlarına karşı faydalı olduğu da birçok araştırmada belirtiliyor.

Ceviz Alzheimer hastalığına karşı çok faydalıdır. Bence Alzheimer olmadan yemek çok daha faydalı olacaktır.
Ceviz bir günde ne kadar tüketilmeli konusuna gelince benim önereceğim 40-50 gr kadardır. Daha fazlasının tüketilmesinde sakınca var mı derseniz. Sadece fazla kilolar…
Read More...

Kiraz uyku ilacından daha etkili.


Kirazın bir çok faydası biliniyordu da bu yeni eklendi. Amerikalı uzmanların yaptıkları yeni bir araştırmaya göre kiraz suyunun insan bünyesine olan çok özel bir faydası çıktı. Amerika'nın Louisiana State Üniversitesi'nden yapılan açıklamalara göre kiraz suyu uykusuzluk çekenlerin derdinin dermanı.
Read More...

Sağlık için çin çayı için,faydaları nelerdir?

Çin çayı diye bir çay duydunuz mu daha önce? Peki bu çin çayı nedir, nelere iyi gelir ve ne gibi faydaları vardır biliyor musunuz? Çin çayı hakkında bir bilginiz yoksa bu makalemizde hepsni öğreneceksiniz hanımlar ve beyler.

Sağlık açısından çok faydalı olan bir çok rahatsızlığa iyi gelen ve tedavi eden çin çayının yararlarını ve nasıl kullanılması gerektiğini sizlerle paylaşıyoruz, buyrun.

Çin Çayının Faydaları

Liu Wei Di Huang Wan patentndeki klasik çin çayındaki bitkisel formüller sağlığa bire birdir. Şeker hastalığı, yüksek kolesterol, düşük adrenal, işitme yoksunluğu, görme zayıflığı, uykusuzluk gibi birçok soruna iyi gelmektedir. Genç ya da yaşlı farketmez herkese faydalarını gösterir. Yavaş büyüyen gelişmemiş çocuklarda başarılı bir şekilde yardımcı olarak hızlı büyüme ve gelişmeyi sağlar. Bu formüldeki 6 bitki, kızılağaç köklü melez oğul otu, Dioscorea sap kökü, yabani kızılcık, şakayık, Poria Cocos mantarı, Alisma plantago aquatica kök sapından oluşur.

Böbrek ve karaciğer yetersizliği hastalığında tanı konduğunda bu çay içilebilir, hastalığı iyileştirici etkisi vardır. Kuruyan kafa derisi, tırnak kırılmaları, kuru cilt ve dil sorunlarında da endikedir. Gözlere, diyabet, sırt ve ayak ağrısı, zayıf dizler, aşırı susama, huzursuzluk, baş dönmesi, geze terlemeleri, sık idrara çıkma ve idrarda yanma, koyu lekeleri tedavi edici bir Çin tıbbi formülüdür. Yaşlanmaya bağlı sorunlar, stres, ateş sorunlarını yatıştırır, hayati sıvıları kontrol eder.

Bu çay, lenfositlerin sayısını artırır ve sitokinlerin üretimini düzenler, böylece vücudun bağışıklık fonksiyonları düzenlenmiş olur. Seks hormonlarının üretimini artırırken, enfeksiyon önleyicidir, adrenal kortesk hormonlarını düzenler. Kan şekeri seviyesini azaltır, diyabet için süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesini arttırır. SOD vücuttaki serbest radikalleri ortadan kaldıran ömür uzatan bir enzimdir. Doğal enerji sağlayan bu ilaç bazı ilaçlarla kullanılmamalıdır.
Read More...

Kolay kış diyeti ile zinde ve estetik görünmek.

Kış aylarında da estetik görünüme önem veriyoruz, formumuzu koruyabilmek için kış diyeti uygulamamız gerekiyor.

 Sizi zorlamayacak aynı zamanda da kalori dengenizi ayarlayabilecek bir diyet bulduk, etkili olması sebebiyle sitemizde yayınlamaya karar verdik. Kışın kilo vermek ve göbek eritmek zor diyenlere işte kadınlar için kışın uygulanabilecek kış diyeti :

Kolay kış diyetleri : 1.Gün

Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, 1 haslanmis yumurta, 1 dilim ekmeğin çeyreği kadar peynir, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gr derisi alınmış ızgara tavuk, 1 kase yoğurt, 1 salatalık
Akşam: 1 porsiyon pırasa yemeği, salata, 1 elma
Yatmadan once 1 bardak süt
Kolay kış diyetleri : 2.Gün

Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, 1 haslanmis yumurta, 1 domates, 1 bardak şekersiz kahve
Öğle: 100 gr haşlanmış et, yarım porsiyon yağsız makarna, salata
Akşam: 1 porsiyon nohut yemeği, salata, 1 elma
Yatmadan once 1 bardak süt
Kolay kış diyetleri : 3.Gün

Sabah: 1 yumurtalı omlet, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gr ızgara tavuk eti, 1 dilim kepekli ekmek, salata
Akşam: 1 porsiyon ıspanak yemeği, salata, 1 mandalina
Yatmadan once 1 bardak süt
Kolay kış diyetleri : 4.Gün

Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, 1 salatalık, 1 bardak şekersiz kahve
Öğle: 100 gr ızgara köfte, salata, 1 kase yoğurt
Akşam: 1 porsiyon karnibahar yemeği, yarım porsiyon pilav, 1 portakal
Yatmadan once 1 bardak süt
Kolay kış diyetleri : 5.Gün

Sabah: 1 yumurta, 1 domates, 1 salatalık, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gr ızgara biftek, 1 kase yoğurt, 1 mandalina
Akşam: 1 porsiyon et sote, yarım porsiyon yağsız makarna, 1 nar
Yatmadan once 1 bardak süt
Kolay kış diyetleri : 6.Gün

Sabah: 1 yumurtalı omlet, 1 bardak şekersiz kahve
Öğle: 3 adet mücver, yarım porsiyon pilav, 1 nar
Akşam: 1 porsiyon kuru fasulye, 1 kase yoğurt, 1 portakal
Yatmadan once 1 bardak süt
Kolay kış diyetleri : 7.Gün

Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, kibrit kutusu kadar peynir, 1 domates, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gram ızgara tavuk göğsü, 1 kase yoğurt
Akşam: 1 porsiyon kıymalı kabak yemeği, yarım porsiyon yağsız makarna, 1 kase yoğurt
Yatmadan önce 1 bardak süt
Kolay kış diyetleri : 1.Gün
Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, 1 haslanmis yumurta, 1 dilim ekmeğin çeyreği kadar peynir, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gr derisi alınmış ızgara tavuk, 1 kase yoğurt, 1 salatalık
Akşam: 1 porsiyon pırasa yemeği, salata, 1 elma
Yatmadan once 1 bardak süt

Kolay kış diyetleri : 2.Gün
Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, 1 haslanmis yumurta, 1 domates, 1 bardak şekersiz kahve
Öğle: 100 gr haşlanmış et, yarım porsiyon yağsız makarna, salata
Akşam: 1 porsiyon nohut yemeği, salata, 1 elma
Yatmadan once 1 bardak süt

Kolay kış diyetleri : 3.Gün:
Sabah: 1 yumurtalı omlet, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gr ızgara tavuk eti, 1 dilim kepekli ekmek, salata
Akşam: 1 porsiyon ıspanak yemeği, salata, 1 mandalina
Yatmadan once 1 bardak süt

Kolay kış diyetleri : 4.Gün:
Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, 1 salatalık, 1 bardak şekersiz kahve
Öğle: 100 gr ızgara köfte, salata, 1 kase yoğurt
Akşam: 1 porsiyon karnibahar yemeği, yarım porsiyon pilav, 1 portakal
Yatmadan once 1 bardak süt

Kolay kış diyetleri : 5.Gün:
Sabah: 1 yumurta, 1 domates, 1 salatalık, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gr ızgara biftek, 1 kase yoğurt, 1 mandalina
Akşam: 1 porsiyon et sote, yarım porsiyon yağsız makarna, 1 nar
Yatmadan once 1 bardak süt

Kolay kış diyetleri : 6.Gün:
Sabah: 1 yumurtalı omlet, 1 bardak şekersiz kahve
Öğle: 3 adet mücver, yarım porsiyon pilav, 1 nar
Akşam: 1 porsiyon kuru fasulye, 1 kase yoğurt, 1 portakal
Yatmadan once 1 bardak süt

Kolay kış diyetleri : 7.Gün:
Sabah: 1 dilim kızartılmış kepek ekmeği, kibrit kutusu kadar peynir, 1 domates, 1 bardak şekersiz çay
Öğle: 100 gram ızgara tavuk göğsü, 1 kase yoğurt
Akşam: 1 porsiyon kıymalı kabak yemeği, yarım porsiyon yağsız makarna, 1 kase yoğurt
Yatmadan önce 1 bardak süt
Read More...

Buzlukta dondurulmuş limon lezzete lezzet katar.

Dondurulmuş limon sayesinde hem yemeklerinize yeni bir lezzet katıyor hem de daha fazla vitamin alıyorsunuz

Büyük olasılıkla, limon denince sadece limon suyu ve C vitamini aklınıza gelir. Sadece bu kadar olduğunu düşünürsünüz. Artık limonun gizemlerini öğrenince onu kupada içeceğiniz hazır çorbalarınıza bile katabileceksiniz.

Ziyan etmeden limonun tamamını nasıl kullanırsınız? Çok basit… Limonu (yıkayıp) buzdolabınızın buzluk bölümüne koyuyorsunuz. Donduktan sonra mutfak rendesini alıp limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Soymanız gerekmiyor.

Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, balık porsiyonlarına katabilirsiniz. Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır.

Bir kısmını ziyan etmeyip yemeklerinize yeni bir lezzet katması dışında rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve evet, şimdiye kadar bunu kaybediyordunuz.

Ama bundan sonra, tüm limonu dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek tüm besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha sağlıklı besleniyor olacaksınız.
Read More...

Patlıcan'ın hiç bilinmeyen faydaları.

Yemeklerin baş tacı diyabetin ilacı

Patlıcanı çok sevenler var, bir de hiç sevmeyenler...Patlıcan lezzetlenmeye, sofradaki hemen her şey patlıcanlı olmaya başladı...

'Zaten hiç faydası yok, neden yiyeyim' diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
Patlıcanın içinde A vitamini ve fosfor bulunmakta.
Bazı esanslara sahip olan patlıcanın en büyük özelliği sinirleri yatıştırması.

Bol idrar söktürdüğü için de vücuttan su atılması ve kilo verilmesine yarar sağlıyor.
Kansızlığa iyi geliyor. En sağlıklı pişirime yöntemiyse külde ya da ocak üzerinde pişirilip, kabuklarını soyarak, ince kıyarak yemek.

Patlıcan, damarları yüksek kolesterolün yarattığı kötü etkilerden koruyor. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde patlıcan yiyenlerde mide kanserine rastlanmadığı görülmüş.

Kasların gelişimine ve istemsiz kas kasılmalarına da iyi geldiği tespit edilmiş. Patlıcan lifli bir sebzedir.
Bu lifler sayesinde hazımsızlığa iyi geldiğini bağırsakları da iyi çalıştırdığını belirtiyor uzmanlar.
Sağlığımıza yararlı olan bu sebzeyi zayıflamak isteyenler için diyetisyenler listesine alıyor.




Read More...

Kurt Üzümü yaşlanmayı azaltıp ömrü uzatıyor.

Kurt üzümü olarak da adlandırılan "goji berry"nin içeriği sayesinde serbest radikallerin uğratacağı zararlara ve erken yaşlanmaya karşı vücudu koruduğu bildirildi.

Anavatanı Tibet olan, kurt üzümü ya da mutluluk meyvesi olarak da bilinen "goji berry''nin içerdiği polisakkaritler ve güçlü antioksidanlar sayesinde serbest radikallerin uğratacağı zararlara ve erken yaşlanmaya karşı vücudu koruduğu belirtildi.

Uzun ömür meyvesi olarak da adlandırılan goji berrynin içinde ana molekül olan polisakkaritler ve güçlü antioksidanlar sayesinde serbest radikallerin uğratacağı zararlara ve erken yaşlanmaya karşı vücudu koruduğu tespit edildi.
Read More...

Ziyaretci Sayısı